Kore yabancı

Türkiyenin en tatlış yabancı dizi izleme sitesi. Türkçe dublaj, altyazılı, eski ve yeni yabancı dizilerin yanı sıra kore (asya) dizileri izleme noktası. Kore'de yabancı bir öğrencinin özellikle Seul ve Busan gibi büyükşehirlerde aylık masrafı ne kadar? Kore'de okumak isteyen birçok öğr. 2014 yılında 2 TL 1000 Kore Wonu’ydu. Her şeyi ikiyle çarpıyorduk. Şimdi 5 ile çarpıyoruz. Ekstra hiçbir şey harcamadan ayda 600.000 ila 800.000 won gider ... Konusu: Bir tanrı tarafından insanların dünyasında serbest bırakılan şeytan diğer bir paralel dünyaya geçmeye çalışmaktadır.Kore İmparatoru Lee Gon(Lee Min Ho)paralel dünyaya açılan bu kapıyı kapatmaya çalışır ve bu diğer parelel dünyada yaşayan Güney Koreli Dedektif Jung Tae Eul(Kim Go Eun)ise insanları ve sevdiği kişilerin hayatını korumaya çalışır. +18 filmler bazıları sansürsüz bazıları ise çok süper bir erkeği ya da kadını çok etkiliyor erotik film gerçekten seyredilmesi en süper film türlerinden birisidir.Bundan sonra ise bazıları buna aldırmadan ilerliyor ve gelip sitemizde +18 film arıyor hata mı değil elbet çünkü zevkler renkler tartışılmaz deniyor. yabancı dizi izle, yabancı diziler, kore dizileri izle,mr robot izle, the mandalorian izle, the blacklist izle, lucifer izle, see izle, servant izle, the good doctor izle. Yabancı Dizi izle, Tüm yabancı dizilerin yeni ve eski sezonlarını full hd izleyebileceğiniz elit site. Asya Fanatikleri, asya dizilerini izleme imkanı sunar. Kore dizileri izle, asyafanatikleri kore dizileri, tayvan dizileri izle, çin dizileri izle, anime izle. Kore dizilerini türkçe altyazılı dizigom1.com sitemizde izleyebilirsiniz. Kore dizisi severler için açtığımız bu kategoride türkçe altyazılı kore dizilerini seyredebilirsiniz. Kore dizilerinde romantik, entrika dolu birbirinden güzel kore dizilerini sizler için topladık. yabancı diziler; asya dizileri; İletişim (Abuse) Çevirmen @DiziPub. Arşiv: Asya Dizileri. Find Me in Your Memory Kingdom 2 Hospital Playlist Memorist Nobody Knows Our Nineteen When the Weather is Fine Hi Bye Mama! Hyena My Holo Love The Cursed A Teen 2 Tell Me What You Saw Itaewon Class Forest How Are You Bread Vahşet Oteli – The Child Remains 2019. 1979. 6.0

Hikaye: İngilizce Bilen Gençler İçin Para Kazanma ve Ek Gelir Kazanma Yolu

2020.09.29 15:24 trallan Hikaye: İngilizce Bilen Gençler İçin Para Kazanma ve Ek Gelir Kazanma Yolu

Merhabalar,
Geçenlerde birkaç genç arkadaşın İngilizce bildiğini ve iş arayışına girdiğini gördüm. O yüzden ilgilenecek arkadaşlar için bu içeriği hazırlamak istedim. Size anlatacağım bu hikayede teknik konulardan asgari şekilde bahsedeceğim. Ancak sormak isteyen olursa, zamanım oldukça yazarım.
Senelerce önce devlet memuruydum. Bazı sebeplerden dolayı tüm aileme bakmam gerekti. Kazandığım maaş yetmeyince ek gelir arayışına girdim. Ancak bu ek gelir zamanla görevimi bırakmamı ve iki şubesi olan bir şirket sahibi olmamı sağladı. Umarım sizler için faydalı olur.
Bundan birkaç sene önce sıfırı tüketmiş halde evde kara kara düşünüyordum. Kredi kartında kalmış sadece birkaç tl param vardı. Üniversite yıllarında websitesi yaparak geçimimi kazandığım zamanlar aklıma geldi. Birkaç ajansa gidip freelancer olarak katkıda bulunacağımı söylesem de istemediler. Ne yapabilirim deyip webde dolaşırken gözüme websitelerindeki reklamlar battı. Bildiğiniz gibi hepinizin tiksindiği google adsense reklamları. Ben adsense hesabını google bu servisi Türkiye'de başladığı zaman almıştım ancak hiçbir işlem yapmamıştım. Bu konuda şansımı denemek istedim. Ne üzerine yazabilirim diye düşündüm. Bir CM ve FM oyuncusu olarak futbol hakkında bir wordpress websitesi açtım. Bir domain adı ve hosting satın aldım. Ancak kendime iyilik yaptığımı bilmeden siteyi ingilizce açtım... :D
Sitenin adı Football Match Previews'ti. Şu anda kendisi artık yok... :D Ne olduğunu anlatacağım. Sitede maç incelemeleri yapıyor ve skor tahminlerinde bulunuyordum. Maçları oldukça hızlı girmeye çalışıyor ve o günün bütün önemli maçlarını yazmaya çalışıyordum. Şu anda buna benzer site çok bulunuyor ancak benim bahsettiğim zamanlarda çok azdı. Baştan günde 3-5 ziyaretçi gelmeye başladı. Komik rakamlar vardı adsense günlük $1 kadar. :D O zamanlar dolar kullanıyordu adsense. Şimdi doları direkt tl'ye çeviriyor. Gün gün Google'dan gelen ziyaretçi sayısı artıyordu. Zityaretçi arttıkça gelir sayısı da yükselmeye başladı. Günlük önce $10, sonra $20 oldu... Geliri her ne kadar o dönerm çok kurtarmayacak olsa da beni ısrarla devam ettim. Sonra ani bir para ihtiyacı doğdu hastalık yüzünden. Gereken nakit elimde yoktu... Siteyi satabileceğimi düşündüm ama nasıl satabileceğimi bilmiyordum. Yurtdışındaki webmaster forumlarında dolaşıp Kevin adlı bir Hong Konglu arkadaşı buldum. Chelsea fanı ve futbol sitesi almak istiyordu. Sitenin aylık gelirinin 10 katına anlaştık. $6000 dolara siteyi sattım. Benim düşüncem 3-5 kuruşa gideceğiydi... :D Birden 6000 doları alınca paypal üzerinden yaşadığım dumurdan sevinemedim bile. Siteye arkadaş bakamadı sonra fahiş fiyata Kanada'dan birine sattı. O da siteyi harcadı. Senelerce sonra ilk göz ağrımı satın almak sitedim ama çok para istediği için vazgeçtim. Şu aralar kendisinin yayın hayatı bitti.
Edit: Bu arada Kevin müthiş iyi niyetli bir arkadaşmış... Beni dolandırmayı kolaylıkla tercih edebilirmiş... Baştan sona satışta hata yaptım ama adam dürüst çıktı...
Siteyi sattıktan sonra yeni bir site açmak istedim. Ancak bu sefer futbol sitesi istemedim çünkü reklama tıklama oranları berbattı ve reklama tıklama başına da az para veriyordu. Ben neyin daha fazla vereceğinden çok hangi reklama daha çok tıklanır diye düşündüm... Bunun dating reklamları olacağını düşündüm. Ancak ben direkt dating yerine bir chat sitesi açtım. Chat sitesi denilen yerde sohbet edilmiyordu. Sadece insanlara nasıl chat sitelerini ve messenger uygulamalarını kullanacaklarını anlattım. Bazı sorunların çözümlerini de anlattım. Ancak sitede dating reklamları çıkıyordu ve deli gibi tıklama alıyordu reklamlar. İki ay sonra aylık gelirim 700 tl ye ulaştı. 3 ay sonra 1000 tl, 6 ay sonra 4000 tl'ye... Siteyi gittikçe geliştiriyordum. Hatta destek hattı bile oluşturdum form ile soru sorulan. Kullanıcıların sordukları sorulara cevap veriyordum. Sitenin aylık geliri bir yılda 10000 tl yi, ikinci yılda 20000 tl'yi buldu... Bunun yanında ufak tefek siteler yapıp, az bir trafik yapıp $500-$1000 arası siteleri satmaya başladım açık artırmayla... Sitenin ziyaretçisi arttıkça bana kendi sitelerini de google aramalarında yükseltmem için bazı sitelerden teklif gelmeye başladı. Artık reklam teklifleri de alıyordum sitem için. Bir reklamı $200'e yapıyordum. Başka sitelerden gelen teklifleri de kabul etmeye başlayınca artık memuriyet işi bıraktım. Gidip yasal bir firma kurdum. Müşterilerimin de referanslarıyla çeşitli sektörlerden firmalara iş yapmaya başladım. Dubai'den tutun, Melbourne'e, Londra'ya Los Angeles'a ve New York'a kadar... Başkalarının işlerine bakmaktan artık benim siteme bakamamaya başladım. En sonunda satma kararı aldım. Amerika'dan Güney Koreli birine siteyi sattım ve o da benim müşterim oldu. Bu site için İzmir'de bir ev teklif edildi Türkiye'den ancak çetrefilli geldiği için istemedim... :D Zamanla Karadağ'da bir ofis açtım. Türkiye'deki şirket de bir seneyi doldurmadan limited şirketi oldu... Kendi ajansımızı açtık... Hem yurt içinde hem de dışında faaliyet göstermeye başladık. (Yurdışında sadece dijital)
Hikaye bu... Normalde bu tarz şeyler özellikle Türk webmasterlar tarafından sır gibi saklanır. Benim saklayacak bir şeyim kalmadı artık...
İngilizce biliyorsanız ve iyi bildiğiniz bir konu varsa, ufak bir parayla ve zamanla kendinize bir gelir ya da ek gelir kapısı açabilirsiniz. Türkçe için aynı şeyi söyleyemem... Wordpress sitesi açmak çok kolaydır. Youtube'dan bir videoyla dakikalar içinde öğrenebilirsiniz. Ancak bu siteyi açmakla bitmiyor. Çok basit bir dille yapılması gereken temel şeylerden bahsedeceğim
İçeriğinizin tamamen kopyalanmamış olması lazım. Yani içerik çalmayın. Bütün emekleriniz ziyan olur.
Güzel ve hızlı bir tema olması lazım. Ben hep ücretsiz tema kullandım.
Sitenizin Amerika'da hızlı açılması lazım. Bu konuda kaynak Amerika.
Yoast SEO denilen eklentiyi kurmanız lazım.
Description ve Title gibi şeyleri ayarlamanız lazım.
İnsanların nasıl Google'da aratma yapacaklarını düşünerek title ve description kısımlarını ayarlamanız lazım. İçeriğinizi de buna göre ayarlamanız lazım
Arada bir başka kaynaklardan abartmadan kendi sitenize link vermeniz lazım.
İçeriğinizin düzenli, uzun (500-600 kelime) ve kullanıcıya yardımcı olan bir şekilde yazılması lazım.
Sitenizi Google Search Console'a sokmanız lazım.
Aldığınız domain adı siteyi açmak istediğiniz kategoriyle uyumlu olursa daha iyi olur.
Alakalı fotoğraflar kullanmanız lazım. Fotoğrafların adları da içerik ile alakalı olmalı.
Durum sadece bu faktörlerden ibaret değil tabi. Konunun içine girip iyice araştırma yapmanız gerekiyor. Yüzlerce faktör olduğunu göreceksiniz. Ancak bunların hepsini uygulayabilen yok... Yani siz özgün içerik girip kullanıcıya yardımcı olduktan sonra önünüzde zamanla kimse duramaz. Sormak istediğiniz bir şey varsa elimden geldiğince yardımcı olurum.
Sitenize yabancı trafik sağladığınız için sadece gelir vergisine mükellef olursunuz. Onu da elden gidip vd'ye şirket açmadan verebilirsiniz şu anda... Veya da bir muhasebeciye danışsanız da olur...
submitted by trallan to Turkey [link] [comments]


2020.09.15 01:46 ihatescho0l Dünden bugüne Covid-19

Daha fazla dayanamıyorum, her gün aklıma geliyor, insanlara anlatmak istiyorum, ama "Uff çok uzatıyosun.", "Eee olcak o kadar." dan öte bir tepki almıyorum. Olaylar umarım ilerlemez ama ben ilerledikçe eklemeye devam edeceğim.
Öncelikle şunu unutmamalıyız bu hastalığın şakası yok ve sağlıkçılar olmazsa devam edemeyiz. Fakat toplum bu insanlara da robotmuş gözüyle bakıyor. Sağlıkçılar arasında kronik rahatsızlığı olanlar olabilir, eline uygun teçhizat verilmemiş olabilirler, belki nöbetlerinin bilmem kaçıncı saatlerindeki kaçıncı hastaya bakıyorlardır. Bu yüzden mümkün olduğunca sağlıkçılara iyi davranmamız gerek.
Listeye başlamadan önce ufak bir hatırlatma daha yapmak istiyorum:
Covid-19 geçirmiş kişiler isterse immun plazma bağışı yapabilirler.
Pandemi başından beri meslek hastalığı olarak kabul edilmeyen Covid-19'un, meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için siz de imza verebilirsiniz.

Sizlere sırasıyla hepimizin başımızdan geçen olayları haber sitelerinden, youtube, twitter veya ekşiden linklerle sıralamaya çalıştım. Linklerini vermiş olduğum hiç bir görsel veya video bana ait değildir. Eksikler olabilir fakat belirtirseniz düzenleyebilirim. 10 Ocakla başlayalım:

• Covid-19 ile mücadele için 10 Ocak 2020'de Koronavirüs Bilim Kurulu oluşturuldu.

• Pandemi esnasında umreye gidip gelen kafile denetleme yapılmadan içeri alındı, Kyk yurtlarından öğrenciler gecenin bir yarısı apar topar dışarı atıldı, fakat umrecilerin bir kısmı öğrencilerin eğitim dönemi boyunca kaldıkları odalara "Şurada insan yaşar mı?" dedi. Hatta toplum sağlığını umursamayıp karantinadan kaçmaya çalışanları, isyan çıkarıp, polise tüküreni oldu.
-Olayların ufak bir özeti.

• Sağlık çalışanları için ülke genelinde saat 21.00 civarında üç gece moral alkışı yapıldı, fakat dördüncü gün bir sağlıkçı darp edildi. Yedi gün sonra 112 çalışanlarına şiddet uygulandı, cep telefonu ile kaydedildi.
• Doktor Mustafa Tamur tarafından Sağlıkta Şiddet yasasının gerekliliği üzerine yapılan ufak bir açıklama.
• Sağlık çalışanlarına şiddet uygulanmaya devam edildi:
• 7 Nisan 2020'de öne sürülen "Sağlıkta Şiddet" yasası AKP ve MHP tarafından reddedildi.
• Bir gün önce "Sağlıkta Şiddet" yasa önerisini reddeden AKP ve MHP 8 Nisan 2020'de yani olaydan bir gün sonra sağlıkta şiddet cezalarını arttırmaya yönelik teklifinde bulundu.
• 15 Nisan 2020 günü yeni Sağlıkta Şiddet yasası yürürlüğe girdi.
-Türk Tabipleri Birliği’nin yeni yasa ile ilgili değerlendirmesi.
-Yeni yasa ile ilgili başka bir yorum.

Güney Kore, Almanya gibi ülkeler pandeminin ilk dönemlerinde vatandaşlarına para ve kaynak yardımında bulundu. Halkına Covid-19 testi uyguladı.
-Bizim ülkemizde millet vekili çocuğu WhatsApp üzerinden test kiti siparişi aldı. Önce yalanladılar, sonra kabul ettiler. Pandemi öncesi 2002'den beri 8 defa vergi affı yapan sosyal devlet, halktan telefon ve televizyon yolu ile 10 tl para istedi, bu esnada Ahlat Köşkü, 14 yeni araç kiralama, İstanbul kanalı için ihale, yurttaşlarla hiç bir alakası olmayan Afrika Kalkınma Bankasına yardım gibi harcamalar durdurulabilir, salgınla mücadeleye ek kaynak sağlanabilirdi fakat geri adım atılmadı, sarayı bitirmek tercih edildi. Sadece bununla da kalınmadı ülkenin sağlık çalışanları için yeterli koruyucu ekipman bulunmadığı, test kiti olmadığı söylendiği dönemde, İspanya, İtalya, Somali, Güney Afrikaya İsrail'e Covid-19 yardımında bulunuldu, İngiltereye tıbbi ekipman satmaya çalıştı, ama İngiltere ekipmanları yetersiz bulduğu için kabul etmedi. Kaynak kıtsa neden böyle bir şey yapıldı? Yok, eğer kaynak fazlaysa yurttaştan toplanan vergilerle neden sağlıkçılar ortada bırakıldı, yurttaşa yardım edilmedi?
Sağlıkçıların yeterli ekipman bulamadığına dair haberler:

Yabancı ülkelerde sokağa çıkma yasağı düzgün uygulandı.
-Bizde ise iki günü kapsayan sokağa çıkma yasağı son anda duyuruldu bu da izdihama, hastalığın daha da yayılmasına sebep verdi. Video veya fotoğraflar sekmesine tek tek bakarsanız daha net bir tablo var. Belediyelere önceden haber verilmedi, sorumlu kişi istifa etmedi.

• BBC Türkiye Türkiye'de koronavirüs: Cerrahpaşa'da bir gün videosunu paylaştı.

• Devlet tarafından dağıtılacağı iddia edilen maske sevkıyatı 3 hafta sürdü, bu esnada da sevkıyat bir çok kişi için yarım yamalak geçti. Halka maske yetmiyorken, başka ülkelere Covid-19 yardımına devam etmenin yanı sıra, ambulans uçakla İsveç'den Çin'den hastalar getirildi, İsveç olayının kurmaca olduğu ortaya çıkarıldı.

Ayasofyanın Camiye Çevrilmesi

Uyarılara rağmen Ayasofyanın açılışı önlemler kulak ardı edilerek, cuma namazı ile gerçekleştirildi. Hastalık bir çok insana bulaştı.
-Vekilin maskesiz videosu

Bayram için umursamaz davranıldı. Halktan kendi önlemini kendi alması istendi. İnsanlar şehirler arası dolaşarak hastalığın yayılmasına sebep oldu.

• Salgının başında halktan para istenirken, salgının en güçsüz olması gereken Yaz sezonunda turizm işletmelerinin cebini doldurmak için tatil kredisi dağıtıldı, halkı tatile gitmeye teşvik etmek adına televizyonlarda zorunlu reklamlar yayınlatıldı.

İşten çıkarmalar yasaklandı, işverenlere ücretsiz izin verme hakkı tanındı. Çalışanlar mağdur edildi. Kovulmadıkları için işsizlik maaşı da alamıyorlar.

• Bir çok ülkenin uçuşlarını kapadığı Rusya gibi salgının pik yaptığı yerlerden gelecek turistlere ülke kapıları ağızına kadar açıldı, Covid-19 test zorunluluğu olmadan, karantinasız, yalnızca ateş ölçülerek turistler ülkeye sokuldu.

• Salgın boyunca düğün, otogarda asker uğurlama ve cenaze törenlerine yönelik önlemlerin denetimi düzgün yapılmadı. Otogarlara ve cenazelere polis, bekçi yerleştirilebilir, düğün salonları kapatılabilirdi.

31 Ağustos Giresun Mitingi

30 Ağustos'un kutlanması salgın döneminde tehlikelidir diyenler, olayın ertesi günü 31 Ağustosta yapılan mitinge bir kısıtlama getirmemiş. Sağlık bakanının olayla ilgili açıklaması. Bu arada yanlış anlaşıma olmasın, pandemi süresince hiç bir bayram ve türevinin açıkta veya meydanlarda kutlanmasını desteklemiyorum, burada değinmek istediğim şey çelişkili davranıştır.
-Miting linkleri kalkarsa diye alternatif linkler:

• Türk Tabipler Birliği siyah kurdele ve yönetemiyorsunuz, ölüyoruz dövizleri ile yürüyüş yaparak farkındalık oluşturmaya çalıştılar, ama yürüyüşe izin verilmedi.

• Devlet Bahçeli, vaka sayılarında şeffaflık sağlayan, sağlıkçıların süreç içerisinde yaşadıkları problemleri dile getiren Türk Tabipler Birliği'nin kapatılması için çağırıda bulundu.
-Direkt twitter linkleri:
• Ekrem İmamoğlu, sağlık çalışanlarına motivasyon için spor tesislerinden ücretsiz faydalanma imkanı sundu.

• 17 Eylül 2020 Perşembe günü ülke geneli hastanelerde, önlenebilir sebeplerden dolayı vefat eden sağlık çalışanlarını anmak için saygı duruşu yapıldı.
-Diğer paylaşımlar:

Canan Kaftancıoğlu, sağlık bakanı Fahrettin Kocanın iddalarını yalanladı. Fahrettin Koca'nın iddalarının doğruluğu başka twitter hesapları tarafından da sorgulandı.

• 31 Ağustosta Giresunda miting yapan Recep Tayyip Erdoğan "Halkımız dikkat etmedi, tekrar işi sıkmak durumundayız." dedi.
-Canan Kaftancıoğlu'nun eleştrisi

Binali Yıldırım Covid-19'a yakalandı.

Türk Tabipleri Birliği Sağlık Bakanı ile görüşmesi sonrası basın açıklaması yaptı.

• Kalp krizi geçiren sağlıkçının arkasından "Bize başka doktor bakamaz mı?" dediler. Olayla ilgili Tgrt haber yayını.

• 19 Eylül günü İzmir'de Türk Tabipleri Birliği #YönetemiyorsunuzTükeniyoruz dedi.

• Türk Tabipleri Birliği canlı yayında 6 Ay'ın değerlendirmesini yaptı. Raporun pdf'si.

• Covid-19 ile boğuşan Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki sağlık çalışanları, silahlı çatışmada yaralanan hastanın yakınları tarafından linç edilmeye çalışıldı.

EBA

• 6 Aylık bir hazırlık süreci, ve Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un "Dünyanın en iyi dijital eğitim altyapısını kuruyoruz.", "Uzaktan eğitimde dünyadaki 3-5 ülkeden bir tanesi Türkiye." demesine rağmen uzaktan eğitim sistemi EBA ilk günden çöktü. Milli Eğitim Bakan sistemin çöküşünü “Bu olumlu bir haber” diyerek yorumladı. Nevşin Mengü'nün olayla ilgili tweeti.

• İki Bilim Kurulu üyesi Covid-19’a yakalandı.

10351 yeni sağlıkçı göreve başladı.

• İzmir'de bir sağlıkçıyı boğazından kesici aletle yaralayan saldırgana 20 yıl indirimsiz hapis cezası uygulandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, Türk Tabipleri Birliği ziyaretinde bulundu. Basın toplantısından ufak bir kesit.

• AKP yönetimindeki Beykoz Belediyesi'nin covid-19 mücadelesi için açtığı ihaleyi 21 gün önceden açılmış bir şirket aldı.

Ruykat Aziz, Yaşam Boyu Onur Ödülü’nü tüm sağlık çalışanlarına ithaf etti.

• Sağlık Bakanlığı, salgında canı pahasına çalışan sağlıkçılara %16-50 arasında bir zam yapılırken, hastane din görevlilerine %100 zam yapılacağını açıkladı.

Trabzon'da görev yapan doktor, bir hasta yakını tarafından "Çocuklarını yetim bırakmak istemem..." sözleriyle telefonundan ölümle tehdit edildi.

• Bingöl’de 112 ekibi, hasta yakınları tarafından saldırıya uğradı.

• Ek ödemelerine kesinti uygulandığı için hak talebinde bulunan sağlık çalışanları olaydan 3 ay sonra ifade vermeye çağırıldılar.

• Maske uyarısında bulunan bir çocuk darp edildi.

_______________________________
Sağlık bakanlığı verilerine inanmak isterdim ama bu tür başlıklar çok fazla:
* Donanımhaber'deki covid ölümlerine dair iddia.
* 14 eylül 2020 sağlık bakanlığı covid rezaleti.
* Türk Tabipleri Birliği Konsey Başkanı Sinan Adıyaman, Sağlık Bakanlığı verilerin doğru olmadığına dair iddiası.
* Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sağlık Bakanlığının verilerinin doğru olmadığını belirtti.
* Fahrettin Koca, belirti göstermeyen ama testi pozitif çıkan vakaların günlük açıklanan tabloda yer almadığını söyledi.
*2 ekim 2020 sağlık bakanlığı rezaleti.

Hatırlatmalar:
• Pandemi öncesinde hatırı sayılır vergi affı ile borçları silinen Bir çok şirket, geçekleştirilen "Biz Bize Yeteriz" bağış kampanyasına yardım yapılmadı.
• Her yıl ek bütçe isteyen, ve pandemi süresince somut bir destek sağlamayan, hatta Ayasofya'nın açılmasıyla salgını olumsuz yönde etkileyen diyanet işleri salgın süresince fonlanmaya devam edildi. Halbuki hizmetleri hayati önem arz etmeyen diyanet işlerin ödemeleri kısılabilir, ve şuanda ek bütçeye ihtiyaç duyan temel hizmet bölümü Sağlık Bakanlığına aktarılabilirdi. Böylece sağlık çalışanlarının ekipman eksiklikleri tamamlanmış olur, atanamayan sağlıkçılar atanarak hastahanelerdeki iş yoğunluğu insani seviyeye indirilebilirdi. Ama bu insanların çabalarına değer bir maaş artış dahil gözlenmedi.
Salgın başından beri 15.09.2020'ye kadar önlenebilir sebeplerden dolayı ne yazık ki 28 sağlıkçı ihmalsizliklere kurban gitti.

Salgın öncesi veya esnasında istifa eden sağlık çalışanları için demediğini bırakmayanlar acaba asıl sorumluları da eleştirecek mi? Yoksa yine nefretinizi ölmek istemeyen, yalnızca yaşatmak isteyen sağlıkçılardan mı çıkartacaklar?

Covid geçirmiş kişiler isterse immun plazma bağışı yapbilirler.
Pandemi başından beri meslek hastalığı olarak kabul edilmeyen Covid-19'un, meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için siz de imza verebilirsiniz.
Listede referans aldığım Yılmaz Özdil'in yazısı.

40.000 karakter sınırından dolayı, başka bir post ile devam etmek zorundayım. Postun devam linki için.

submitted by ihatescho0l to svihs [link] [comments]


2020.06.07 02:19 karanotlar Medeniyet: Bayraklar dikdörtgen, milli marşlar neredeyse aynı

Medeniyet: Bayraklar dikdörtgen, milli marşlar neredeyse aynı
https://preview.redd.it/03231g4bsd351.jpg?width=200&format=pjpg&auto=webp&s=fa03d3d71cf7ec53a8f54d5bacaebd8a060efb2c
Dünyada sadece tek bir medeniyet var
Mark Zuckerberg insanlığı çevrimiçi ortamda birleştirme hayalleri kurarken, son zamanlarda çevrimdışı diyarda cereyan eden olaylar “medeniyetler çatışması” tezinin ateşini körükledi. Pek çok âlim, siyasetçi ve sıradan vatandaş Suriye iç savaşı, IŞİD’in peydahlanması, Brexit’in yarattığı kargaşa ve Avrupa Birliği’nde yaşanan istikrarsızlık gibi konuların hepsinin “Batı Medeniyeti”yle “İslam Medeniyeti” arasındaki çatışmadan kaynaklandığına inanıyor. Batı’nın Müslüman milletlere demokrasi ve insan hakları getir-me girişimleri şiddetli bir İslami tepkiye yol açtı ve Müslüman göçü dalgası beraberinde gerçekleşen İslami terör saldırıları sonucu Avrupalı seçmenler çokkültürlülük hayallerini rafa kaldırıp yabancı düşmanı yerel kimliklere meyletmeye başladı.
Sözkonusu teze göre insanlık ezelden beri birbiriyle uzlaşması mümkün olmayan dünya görüşlerine sahip bireylerin oluşturduğu farklı medeniyetlere ayrılmıştı. Bu birbiriyle bağdaşmayan dünya görüşleri medeniyetlerarası çatışmayı kaçınılmaz kılıyordu. Nasıl ki tabiatta farklı türler doğal seçilimin acımasız yasaları doğrultusunda hayatta kalmaya çalışıyordu, medeniyetler de tarih boyunca defalarca çatışmış ve sadece en güçlü olanlar hayatta kaldığından olan biteni onlar aktarmıştı. Bu amansız hakikati göz ardı edenler, ister liberal siyasetçiler ister akılları beş karış havada mühendisler olsun, hatalarının ceremesini çekeceklerdi.’ “Medeniyetler çatışması” tezinin pek çok siyasi çıkarımı var. Tezin savunucuları “Batı”yla “Müslüman âlemi” birleştirmeye yönelik herhangi bir girişimin başarısızlığa mahkûm olduğunu ileri sürüyor. Müslüman ülkeler asla Batı’nın değerlerini benimsemeyecek, Batılı ülkeler de asla Müslüman azınlıkları özümsemeyi başaramayacak. Buna istinaden ABD, Suriye veya Irak’tan gelen göçmenleri kabul etmemeli ve Avrupa Birliği de çokkültürlü-lük yanılgısından kurtulup göğsünü gere gere Batı kimliğine bürünmelidir. Uzun vadede doğal seçilim sınavından sadece tek bir medeniyet geçecektirve Brüksel’deki bürokratlar Batı’yı İslam tehlikesinden korumayı reddediyorsa o vakit Birleşik Krallık, Danimarka ya da Fransa bu işin altından kendi başına kalkmalıdır.
Oldukça yaygın olsa da hatalı bir tezdir bu. Aşırı İslam ciddi bir tehlike arz ediyor olabilir ama tehdit ettiği “medeniyet”, Batı’ya özgü bir fenomen değil tüm dünya medeniyeti. IŞİD, İran’la ABD’yi ona karşı birlik olmaya boşuna itmedi. Ayrıca ortaçağdan kalma tüm fantezilerine rağmen, aşırı İslamcılar bile sırtlarını 7. yüzyıl Arabistan kültüründen ziyade çağdaş küresel kültüre dayıyor. Ortaçağ çiftçi ve tüccarlarının değil dışlanmış modern gençlerin korku ve umutlarına hitap ediyorlar. Pankaj Mishra ve Christopher de Bellaigue’un güçlü bir şekilde ortaya koyduğu üzere, radikal İslamcılar Hz. Muhammed kadar Marx ve Foucault’dan da etkilenmiş, Emevi ve Abbasi halifeleri kadar 19. yüzyıl Avrupalı anarşistlerinin de mirasını devralmışlardır. Dolayısıyla IŞİD’i dahi gökten inmiş esrarengiz bir ağacın meyvesi gibi değil de hepimizin paylaştığı küresel kültürden türemiş kötü bir tohum şeklinde düşünmek daha doğru olur.
Daha da önemlisi “medeniyetler çatışması” tezine dayanak olarak tarihle biyoloji arasında kurulan alegori yanlış. Küçük kabilelerden devasa medeniyetlere kadar her tür insan topluluğu hayvan türlerinden esas itibarıyla farklıdır ve tarihsel çatışmalar doğal seçilimden büyük farklılıklar gösterir. Hayvan türleri binlerce yıl sağlam kalan nesnel kimliklere sahiptir. Şempanze mi goril mi olduğunuz inançlarınıza göre değil genlerinize göre belirlenir ve farklı genler başka toplumsal davranışlar dayatır. Şempanzeler dişi erkek karışık gruplar halinde yaşar. İktidar için her iki cinsiyetten destekçilerin ittifakını sağlayarak yarışırlar. Buna karşın gorillerde tek bir baskın erkek, dişilerden oluşan bir harem kurar ve lider genellikle konumunu sarsma tehlikesi taşıyan diğer erkekleri kovar. Şempanzeler gorillere özgü toplumsal düzenlemeleri benimseyemez, goriller şempanzeler gibi örgütlenemez ve bildiğimiz kadarıyla şempanze ve gorillerin kendilerine özgü toplumsal sistemleri onyıllardır değil yüz binlerce yıldır süregelmiştir. İnsanlarda buna benzer bir şey göremeyiz. Evet, insan topluluklarının da kendilerine has toplumsal sistemleri var ama bunları belirleyen genler değil, ayrıca birkaç yüzyılı aşkın süre boyunca sağlam kalan birsistem de pek yok.
Örneğin 20. yüzyılda yaşayan Almanları ele alalım. Yüz yıldan kısa bir süre içinde Almanlar kendilerini altı farklı sistem içerisinde teşkilatlandırdı: Ho-henzollern Hanedanı, Weimar Cumhuriyeti, Üçüncü Reich, Alman Demokratik Cumhuriyeti (namıdiğer komünist Doğu Almanya), Almanya Federal Cumhuriyeti (namıdiğer Batı Almanya) ve son olarak yeniden birleşen demokratik Almanya. Elbette Almanlar Almanca konuşmayı, bira içip bratwurst yemeyi sürdürmüştür. Ama Almanları tüm diğer milletlerden ayıran kendilerine has ve II. Wilhelm’den Angela Merkel’e kadar değişmeden kalmış bir öz var mı? Ve böyle bir şey buldunuz diyelim, o şey bin ya da beş bin yıl önce de var mıydı?
Yürürlüğe girmeyen Avrupa Birliği Anayasası Önsözü, “Avrupa’nın ihlal edilemez ve şahısların elinden alınamaz insan hakları, demokrasi, eşitlik ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerlerin oluşmasına temel sağlayan kültürel, dini ve insani mirasın” esas alındığını ifade ederek başlıyor.’ Bu söylem doğrultusunda Avrupa medeniyetini insan hakları, demokrasi, eşitlik ve özgürlük ilkelerinin belirlediği izlenimini edinebiliriz rahatlıkla. Antik Atina demokrasisiyle günümüz Avrupa Birliği arasında doğrudan bir bağlantı kurarak Avrupa’nın 2500 yıllık özgürlük ve demokrasi geleneğini öven pek çok söylev bulunur.
Durum filin kuyruğunu tutup fil denen hayvanı bir çeşit fırça sanan kör adamın hikâyesinden farksız. Avrupa’nın yüzlerce yıldır demokratik fikirler barındırdığı doğru ama bu fikirler hiçbir zaman bütünlüklü değildi. Atina demokrasisi tüm görkemine ve yarattığı etkiye karşın sadece iki yüz yıl hayatta kalabilmiş ve Balkanlar’ın ufak bir köşesinde isteksizce uygulanmış bir deneyden ibaretti. Avrupa medeniyeti geçtiğimiz 2500 yıl boyunca demokrasi ve insan haklarının beşiği olduysa, Sparta ile Jül Sezar’ı, Haçlılar ile Konkistadorlar’ı, Engizisyon ile köle ticaretini, XIV. Louis ile Napolyon’u, Hitler ile Stalin’i nereye oturtacağız? Bunların hepsi yabancı medeniyetlerden gelen davetsiz misafirler mi? Esasen Avrupa medeniyetini Avrupalıların ona yüklediği anlam belirliyor; nasıl ki Hıristiyanlığı Hıristiyanların Hıristiyanlığa yüklediği anlam, İslam’ı Müslümanların İslam’a yüklediği anlam, Yahudiliği Yahudilerin Yahudiliğe yüklediği anlam belirliyorsa. Ve bu medeniyete yüzyıllar içinde son derece farklı anlamlar yüklenmiş. İnsan topluluklarını süregiden herhangi bir şeyden ziyade uğradıkları değişimler tanımlar ama insanlar hikâye anlatma becerileri sayesinde kendilerine her koşulda kadim bir kimlik yaratmayı başarırlar. Ne tür devrimler yaşanırsa yaşansın insanlar genellikle eskiyle yeniyi aynı potada eritirler. Bireyler bile devrim niteliği taşıyan şahsi değişimlerini anlamlı ve güçlü bir hayat hikâyesi oluşturacak şekle sokabilir: “Bir zamanlar sosyalisttim ama sonra kapitalist oldum; Fransa’da doğdum ama şimdi ABD’ de yaşıyorum; evliydim ama boşandım; kansere yakalandım ama iyileştim.” Aynı şekilde Almanlar gibi bir topluluk da kendilerini geçirdikleri deneyimler üzerinden tanımlayabilir: “Bir zamanlar Naziydik ama dersimizi aldık ve artık barış yanlısı demokratlarız.” Önce 11. Wilhelm, sonra Hitler ve son olarak da Merkel dönemlerinde kendini gösteren nevi şahsına münhasır bir Alman niteliği aramaya gerek yok. Alman kimliğini belirleyen, bu kökten dönüşümlerin ta kendisi. 2018′ de Almanlık liberal ve demokrat değerleri savunurken Naziliğin ağır mirasıyla cebelleşmek demek. 2050’de ne anlama gelir kim bilir.
İnsanlar çoğunlukla, özellikle de konu temel siyasal ve dini değerler olunca, bu değişimleri görmezden gelir. Sahip olduğumuz değerlere yedi ceddimizden kalma kıymetli miraslarmış muamelesi yaparız. Ne var ki böyle yapabilmemizin yegâne sebebi ceddimizin ölüp gitmiş ve söz alamayacak olmasıdır. Örneğin Yahudilerin kadınlara karşı tutumunu ele alalım. Günümüzde aşırı Ortodoks Yahudiler kamusal alanda kadın imgesine yer verilmesine izin vermiyor. Aşırı Ortodoks Yahudilere yönelik reklamlarda sadece erkeklere ve erkek çocuklara yer veriliyor; kadınlar ve kız çocukları asla kullanılmıyor.
2011’de aşırı Ortodoks tandanslı Brooklyn gazetesi Di Tzeitung, Usame bin Ladin’in ikamet ettiği komplekse düzenlenen baskını izleyen ABD’li devlet görevlilerinin fotoğrafını, fotoğraftaki Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da dahil, kadınları dijital yöntemle silerek yayınlayınca bir skandal patlak vermişti. Gazete daha sonra yaptığı açıklamada, Yahudi “tevazu kaideleri” gereği böyle yapmak zorunda kaldıklarını söylemişti. Benzer bir skandal Ha-Mevaser gazetesi Charlie Hebdo katliamının ardından düzenlenen gösteride çekilmiş bir fotoğraftan Angela Merkel ‘i, olur da Merkel ‘in resmi sadık okurlarının zihnine şehvet tohumları ekerse diye çıkarınca yaşanmıştı. Başka bir aşırı Ortodoks gazetenin yayıncıları da bu davranışı desteklemiş, “Arkamızda binlerce yıllık Yahudi geleneği var,” diye açıklamıştı.
Kadınların görülmesinin en ciddi şekilde yasaklandığı yer de sinagoglar. Ortodoks sinagoglarında kadınlar erkeklerden itinayla ayrı tutuluyor ve dua eden ya da Kutsal Kitap okuyan erkekler ezkaza kadın bedeni görmesin diye bir perdenin arkasında yer alan sınırlı bir alanda duruyorlar. Peki ama tüm bunlar binlerce yıllık Yahudi geleneğine dayanıyorsa, arkeologlar İsrail’deki Mişna ve Talmud dönemlerinden kalma antik sinagogları kazdı-ğında ortaya çıkan gerçekleri, cinsiyet ayrımına dair hiçbir kanıt bulunmamasından öte, kimi yarı çıplak denilebilecek kadınların resmedildiği güzide yer mozaiklerini ve duvar resimlerini ne yapacağız? Mişna ve Talmud’u kaleme alan hahamlar bu sinagoglarda dua edip çalışmış ama günümüz Ortodoks Yahudileri bunları günah, dine hakaret ve eski geleneklere saygısızlık olarak değerlendiriyor.
Eski geleneklerin bu minvalde çarpıtılmasına dair örneklere her dinde rastlanır. IŞİD, İslam’ın özgün ve saf haline dönmekle övünür ama aslında yepyeni bir İslam anlayışları var. Eski kutsal metinlerden alıntı yaptıkları doğru ama hangi metinleri kullanıp hangilerini göz ardı edecekleri ve alıntıladıkları kısımları nasıl yorumlayacakları hususunda ihtiyatlı davranıyorlar. Esasen kutsal metinleri işlerine geldiği gibi yorumlama tavırları da başlı başına çağdaş bir olgu. Bilindiği üzere, tefsir, eğitim görmüş ulema sınıfının, Kahire’deki El-Ezher gibi saygın kurumlarda İslam hukuku ve teolojisi çalışan âlimlerin tekelindeydi. IŞİD liderlerinin pek azı böyle bir eğitime sahip; ulema sınıfının en saygın mensupları, Ebu Bekir el-Bağdadi ve şürekâsını cahil ve azılı mücrimler olarak görüp kınıyorlar.
Bu durum IŞİD’i, kimilerinin iddia ettiği gibi “İslam dışı” ya da “İslam karşıtı” kılmıyor. Barack Obama gibi Hıristiyan liderlerin kalkıp Ebu Bekir el-Bağdadi gibi Müslümanlığı kimlik edinmiş kişilere Müslüman olmanın ne demek olduğunu anlatmaya cüret etmesi de son derece ironik.8 İslam’ın özüne dair hararetli tartışmaların hiçbir anlamı yok. İslam’ın belli bir DNA’sı yoktur. Müslümanlar ona ne anlam atfederse İslam da o anlama gelir.9
Almanlar ve goriller İnsan gruplarıyla hayvan türlerini birbirinden ayıran çok daha keskin bir fark var. Türler çoğu kez ayrılır ama asla birleşmez. Yedi milyon yıl kadar önce şempanze ve gorillerin ortak bir atası vardı. Bu tek ata türü zamanla kendi farklı evrimsel yollarını tutan iki popülasyona ayrıldı. Böyle bir sürecin bir kez gerçekleştikten sonra geri dönüşü yoktur. Farklı türlere ait canlılar çiftleştiğinde kendi aralarında üreyebilen yavrular doğuramadığından, türlerin kaynaşması mümkün değildir. Goriller şempanzelerle, zürafalar fillerle, köpekler kedilerle birleşemez.
Bunun aksine insan kabileleri zaman içinde gittikçe daha büyük gruplar meydana getirecek şekilde kaynaşma eğilimindedir. Çağdaş Almanlar kısa bir süre öncesine kadar birbirinden pek haz etmeyen Saksonlar, Prusyalılar, Svabyalılar ve Bavyeralıların birleşmesiyle oluşmuştur. Denildiğine göre, Otto von Bismarck (Darwin’in Türlerin Kökeni eserini okuduktan sonra) Avusturyalılarla insan arasındaki kayıp halkanın Bavyeralılar olduğunu ifade etmiştir.’0 Fransız halkı Franklar, Normanlar, Bretonlar, Gaskonlar ve Provanslıların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Kanalın diğer tarafında da İngiliz, İskoç, Galli ve İrlandalıların (isteseler de istemeseler de) kay-naştırılmasıyla Britanyalılar meydana gelmiştir. Çok geçmeden Almanlar, Fransızlar ve Britanyalılar da kaynaşıp Avrupalıları oluşturabilir.
Londra, Edinburgh ve Brüksel’de yaşayan insanların bugünlerde güçlü bir biçimde fark ettiği üzere birleşmeler her daim ebedi olmuyor. Brexit hem Birleşik Krallık hem de Avrupa Birliği’nin eşzamanlı olarak çözülmesini pekâlâ tetikleyebilir. Ancak uzun vadede tarihin ne yönde seyredeceği belli. On bin yıl önce insanlık sayısız münferit kabileye bölünmüş durumdaydı. Geçen her bin yıl bu parçalar daha büyük yığınlar meydana getirecek şekilde iç içe geçti ve birbiriyle bağlantısı bulunmayan medeniyetler giderek azaldı. Kalan birkaç medeniyet de tek bir dünya medeniyetine dönüşecek şekilde kaynaşıyor. Siyasi, etnik, kültürel ve ekonomik ayrımlar hâlâ var ama bunlar asli birliği bozmuyor. Hatta kimi ayrımları mümkün kılan da bu geniş ve kapsamlı ortak yapı. Mesela ekonomide, herkes aynı piyasaya iştirak etmezse işbölümü başarıyla sağlanamaz. Bir ülkenin otomobil veya petrol üretiminde uzmanlaşması ancak buğdayve pirinç üreten başka bir ülkeden gıda ürünü temin edebiliyorsa mümkündür.
İnsanların birleşme sürecinin iki belirgin biçimi var: farklı zümreler arasında bağlantı kurmak ve zümreler arasındaki faaliyetleri homojenleştirmek. Oldukça farklı davranmaya devam eden zümreler arasında bile bağlantılar kurulabilir. Hatta can düşmanı zümreler arasında bile bağlantı kurulabilir. İnsanlar arasındaki en kuvvetli kimi bağlar bizzat savaşla kurulur. Tarihçiler, küreselleşmenin 1913’te zirveye ulaştığını, ardından dünya savaşları ve Soğuk Savaş sırasında uzunca bir süre düşüşe geçip ancak 1989’dan sonra yeniden yükselmeye başladığını iddia ederler çoğunlukla. ” Bu tespit ekonomik küreselleşme açısından doğru kabul edilebilir ama fark içermekle beraber aynı derecede önem taşıyan askeri küreselleşmeyi göz ardı eder. Fikirlerin, teknolojilerin ve insanların dört bir yana yayılma hızı ticaretten çok savaşla artar. 1918’de ABD’nin Avrupa’yla bağı 1913’e nazaran daha güçlüydü ve iki dünya savaşı arasındaki dönemde uzaklaşan tarafların kaderi 11. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş’la ayrılmaz bir şekilde iç içe geçti.
Ayrıca savaş insanların birbirine ilgisini körükler. ABD’nin Rusya’ya duyduğu ilgi Soğuk Savaş döneminde doruğa ulaşmış, Moskova koridorlarında biri öksürse Washington merdivenlerinde bir koşuşturma başlar olmuştu. İnsanların düşmanlarına duyduğu alaka ticaret ortaklarına duyduklarını katbekat aşar. Vietnam hakkında çekilmiş filmlerin sayısı, Tayvan hakkındaki filmlerin sayısını en az elliye katlar.
Ortaçağ olimpiyatları 21. yüzyılın başında dünya farklı zümreler arasında bağlar kurulmasının çok ötesine geçti. Dünyanın farklı yerlerindeki insanlar birbiriyle iletişim kurmakla kalmayıp giderek daha çok benzer inanç ve davranış biçimlerini benimsemeye başladılar. Bin yıl önce gezegenimiz düzinelerce farklı siyasi modele elverişli topraklara sahipti. Avrupa’da bağımsız şehir devletleri ve ufak çaplı teokrasilerle çekişen feodal beyliklerle karşılaşabilirdiniz. İslam dünyasında evrensel hâkimiyet iddiası taşıyan bir halife bulunsa da krallıklar, sultanlıklar ve emirlikler de mevcuttu. Çin imparatorları kendilerini tek meşru siyasi merci olarak görüyor, kabilelerin oluşturduğu birlikler Çin’in kuzeyiyle batısında birbiriyle çatışıp duruyordu. Hindistan ve Güneydoğu Asya’da rejim çeşitliliği hüküm sürerken Amerika, Afrika ve Güneydoğu Asya’daki adalar boyunca hem küçük avcı toplayıcı gruplar hem de genişleyen imparatorluklar yer alıyordu. Bırakın uluslararası yasaları, komşu insan gruplarının bile ortak diplomatik prosedürler üzerinde anlaşamamasına şaşırmamak gerek. Her toplumun kendi siyasi paradigması bulunuyordu ve yabancı siyasi kavramları anlayıp bunlara saygı göstermeleri zordu.
Aksine günümüzde her yerde kabul edilen tek bir siyasi paradigma var. Gezegenimiz iki yüz bağımsız devlete bölünmüş durumda ve bu devletler aynı diplomatik protokoller ve ortak uluslararası hukuk konusunda genellikle uzlaşıyor. İsveç, Nijerya, Tayland, Brezilya; hepsi atlaslarımızda aynı tip renkli şekiller halinde gösteriliyor; hepsi Birleşmiş Milletler üyesi; pek çok farklılık barındırsalar da hepsi aynı hak ve ayrıcalıklara sahip egemen devletler olarak tanınıyor. Aslında hepsi temsil organları, siyasi partiler, genel oy hakkı ve insan haklarına en azından simgesel bir inancı da içine alan pek çok ortak siyasi anlayış ve uygulamaya sahipler. Londra’da ve Paris’te bulunduğu gibi Tahran’da, Moskova’da, Cape Town’da ve Yeni Delhi’de de bir meclis bulunuyor. İsraillilerle Filistinliler, Ruslarla Ukraynalılar, Türklerle Kürtler küresel kamuoyunun kendi taraflarını tutması için yarışırken hep aynı söylemi; insan hakları, bağımsız devlet ve uluslararası hukuktan dem vuran söylemi kullanıyorlar. Dünya belki “başarısız devletler” silsilesinden payını almıştıramabildiği tek bir başarılı devlet paradigması vardır. Dolayısıyla küresel siyaset Anna Karenina prensibine göre işliyor: başarılı devletlerin hepsi aynı ama tüm başarısız devletler baskın siyasi formülün şu veya bu içeriğini eksik bıraktıkları için kendilerine has bir biçimde başarısız oluyor. Kısa bir süre önce IŞİD bu formülü toptan reddedip tamamıyla bambaşka, evrensel halifeliği esas alan bir siyasi varlık göstermek istemesiyle dikkat çekti. Fakat tam da bu sebeple başarısız oldu. Pek çok gerilla hareketi ve terör örgütü yeni ülkeler kurmayı ya da var olanları ele geçirmeyi başardı. Ama bunu yapabilmelerinin sebebi küresel siyasi düzenin temel ilkelerini kabul etmeleriydi. Taliban bile uluslararası arenada bağımsız Afganistan’ın meşru hükümeti olarak tanınmanın peşine düştü. Şimdiye kadar küresel siyasetin ilkelerini reddeden hiçbir grubun kayda değer bir bölgede kalıcı kontrol sağlayabildiği görülmedi.
Belki de küresel siyasi paradigmanın gücünü ortaya koymanın en iyi yolu savaş ve diplomasi gibi ağır siyasi sorulardan bahsetmektense, 2016 Rio Olimpiyatları gibi bir konuya değinmek. Olimpiyatların nasıl organize edildiğini düşünün. 11 bin sporcu din, sınıf ya da dil gözetilmeden, milliyetleri esas alınarak delegasyonlara ayrılıyor. Budist delegasyonu, proletarya delegasyonu ya da İngilizce konuşanlar delegasyonu diye bir şey yok. Birkaç örnek dışında (özellikle de Tayvan ve Filistin), sporcuların milliyetini belir-lemek gayet basit. 5 Ağustos 2016’da düzenlenen açılış töreninde sporcular gruplar halinde geçerek milli bayraklarını salladı. Michael Phelps ne zaman yeni bir altın madalya kazansa Amerikan milli marşı eşliğinde Amerikan bayrağı çekildi göndere. Emilie Andeol judo dalında altın madalya kazanınca “Marseillaise” çalınıp Fransa’nın üç renkli bayrağı dalgalandırıldı.
Duruma uygun şekilde dünyadaki her ülkenin aynı evrensel model çerçevesinde bir milli marşı var. Neredeyse tüm milli marşlar orkestra eşliğinde söylenebilecek birkaç dakikalık kompozisyonlar, yani yalnızca dini göreve veraset yoluyla gelmiş belli bir zümrenin okuyabildiği yirmi dakikalık ilahiler sözkonusu değil. Suudi Arabistan, Pakistan ve Kongo gibi ülkeler bile milli marşları için Batılı müzik standartlarını benimsemiş. Çoğu marş Beethoven’ın kılını kıpırdatmadan besteleyebileceği nitelikte. (Arkadaşlarınızla bir araya geldiğinizde tüm geceyi YouTube’dan çeşitli milli marşlar çalıp hangisinin hangi ülkenin marşı olduğunu tahmin etmeye çalışarak geçirebilirsiniz.) Marşların sözleri bile dünya genelinde neredeyse aynı; aynı ortak siyasi görüşleri ve topluluğa bağlılık anlayışını yansıtıyorlar. Örneğin sizce aşağıdaki milli marş hangi ülkeye ait olabilir? (Yalnız ülkenin adını genel bir ifade olsun diye “ülkem” şeklinde değiştirdim):
Ülkem, vatanım, Toprağına kanımı akıttığım, Başında bekliyorum, Bekçisiyim vatanımın. Ülkem, milletim, Halkım ve vatanım, Birlikte haykıralım “Birlik ol vatanım!” Yaşasın toprağım, devletim, Milletim, vatanım, hep bir bütün kalsın. Ruhu dirilsin, canlansın bedeni, Büyük ülkem için bunların hepsi! Büyük ülkem, bağımsız ve özgür, Sevdiğim evim ve ülkem. Büyük ülkem, bağımsız ve özgür, Sen çok yaşa büyük ülkem!
Cevap Endonezya. Peki Polonya, Nijerya ya da Brezilya desem şaşırır mıydınız? Milli bayraklara da aynı sıkıcı temayüller hâkim. Tek bir istisna var. Tüm bayraklar bir dikdörtgen kumaş üzerine işlenmiş son derece sınırlı sayıda renk ve geometrik şekilden ibaret. Bir tek Nepal farklı. Nepal bayrağı iki üçgen şeklinde (ama Olimpiyatlarda hiç madalya almadılar). Endonezya bayrağı beyaz üstünde kırmızı şerit. Polonya bayrağı kırmızı üstünde beyaz şerit. Monako bayrağı Endonezya bayrağıyla aynı. Renk körü birinin Belçika, Çad, Fildişi Sahili, Fransa, Gine, İrlanda, İtalya, Mali ve Romanya bayraklarını birbirinden ayırması mümkün değil; hepsinde değişik renklerde yan yana üç şerit var.
Bu ülkelerin bazıları birbirleriyle kıyasıya savaşmış ama 20. yüzyılın çalkantıları esnasında Olimpiyat Oyunları savaş yüzünden sadece üç defa iptal edilmiş (1916, 1940 ve 1944’te). 1980’de ABD bazı yandaşlarıyla beraber Moskova Olimpiyatları’nı boykot etmiş. 1984’te Sovyet bloğu Los Angeles’ta düzenlenen olimpiyatları boykot etmiş. Ve çeşitli seneler Olimpiyat Oyunları siyasi çalkantıların göbeğinde cereyan etmiş (bunların en önemlileri Nazi döneminde Berlin’de düzenlenen 1936 Olimpiyatları ve 1972 Münih Olimpiyatları’nda Filistinli teröristlerin İsrail takımını katletmesi). Fakat genele bakarsak siyasi anlaşmazlıklar Olimpiyat projesini yoldan çıkaramamış.
Şimdi bin sene öncesine gidelim. Diyelim 1016 yılında ortaçağ olimpiyatlarını Rio’da düzenlemek istiyorsunuz. O vakitler Rio’nun Tupi halkının yaşadığı küçük bir köy olduğunu12 ve Asya, Afrika ve Avrupa yerlilerinin Amerika Kıtası’ndan haberi bile olmadığını bir anlığına unutun. Dünyanın en iyi sporcularını uçak yokken nasıl Rio’ya getireceğinize dair lojistik sorunları kafanızdan çıkarın. Dünya çapında herkesin yaptığı pek az ortak spor dalı bulunduğunu ve herkes koşsa bile koşu yarışı kaideleri konusunda herkesin anlaşamayacağını da unutun. Sadece yarışacak delegasyonları neye göre gruplayacağınızı düşünün. Günümüzün Olimpiyat Komitesi Tayvan ve Filistin sorunu üzerine saatlerce kafa patlatıyor. Ortaçağ olimpiyatlarının siyasi sorunları üzerine kaç saat harcamanız gerekeceğini bulmak için bu süreyi on binle çarpın.
Öncelikle 1016’da Çin’deki Song İmparatorluğu dünyadaki başka hiçbir siyasi oluşumu kendi dengi görmüyordu. Dolayısıyla kendi Olimpiyat dele-gasyonuyla Kore’nin Koryo Krallığı ya da Vietnam’daki Dai Viet Krallığı, hele hele deniz aşırı yerlerdeki ilkel barbarların delegasyonlarıyla aynı kefeye konulmasını akla hayale sığmayacak bir aşağılanma olarak algılardı.
Bağdat’taki halife kendini evrensel hegemonyaya sahip görüyor ve çoğu Sünni Müslüman tarafından dini lider statüsünde tutuluyordu. Ancak pratikte halifenin Bağdat yönetiminde pek bir sözü yoktu. O halde tüm Sünni sporcular tek bir halife delegasyonu altında mı toplanacak yoksa Sünni dünyasına hükmeden sayısız emirlik ve sultanlıklara göre mi ayrılacaklar? Ama iş neden emirlikler ve sultanlıklarla sınırlı kalsın? Arabistan çöllerinde Allah’tan başka hükümdar tanımayan bir dolu özgür bedevi kabile yaşıyor. Bunların her birinin okçuluk ya da deve yarışı dallarında müsabaka edecek bağımsız takımlar göndermesine izin verilecek mi? Avrupa da aynı ölçüde baş ağrısına sebep verecek nitelikte. Norman kasabası Ivry’den çıkan bir sporcu Ivry Kontu’nun mu yoksagüçsüz Fransa Kralı’nın mı sancağı altında yarışacak?
Bu siyasi oluşumların pek çoğu yıllar içinde belirip kaybolmuş. Siz 1016 Olimpiyatları’na hazırlık yaparken hangi delegasyonların zuhur edeceğini önceden bilmeniz mümkün değil çünkü kimse bir sonraki sene hangi siyasi oluşumların varlık göstermeyi sürdüreceğini bilmiyor. İngiltere Krallığı 1016 Olimpiyatları’na katılmış olsa sporcular madalyalarını alıp eve dönünce Londra’nın Danimarkalılar tarafından işgal edildiğini ve İngiltere’nin Danimarka, Norveç ve İsveç’le birlikte Kral Büyük Knud’un Kuzey Denizi İmparatorluğu’na dahil edildiğini görürlerdi. Yirmi yıl sonra bu imparatorluk dağıldı ama ondan otuz sene sonra İngiltere yeniden, bu defa Normandi-ya Dükü tarafından işgal edildi.
Bu gelipgeçici siyasi oluşumların pek çoğunun ne çalacak bir milli marşı ne de göndere çekecek bir bayrağı bulunmadığını söylemeye gerek bile yok. Tabii ki siyasi semboller önemliydi ama Avrupa siyasetinin sembolik diliyle Endonezya, Çin ya da Tupi siyasetlerinin sembolik dilleri birbirinden son derece farklıydı. Zafer göstergesi teşkil edecek ortak bir protokol üzerinde anlaşmak neredeyse imkânsız olurdu.
O yüzden 2020 Tokyo Olimpiyatları’nı izlerken milletler arasındaki bu sözde çekişmenin aslında muazzam bir küresel uzlaşmayı temsil ettiğini unutmayın. Kendi ülkelerinin temsilcileri altın madalya kazanıp bayrakları göndere çekilince herkesi milli gurur duygusu kaplıyor ama esasen insanlığın böyle bir etkinlik düzenleyebilmesi çok daha büyük bir gurur kaynağı.
Yuval Noah Harari 21. Yüzyıl İçin 21 Ders
https://www.cafrande.org/dunyada-sadece-tek-bir-medeniyet-var-yuval-noah-harari/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.05.28 06:56 bipobat Hazır erken seçim polemikleri varken; oldu da iktidar değişti, ekonomi kurtulur mu?

Yazdığım ilk iki yazının ardından biraz zaman geçti farkındayım ama gündemin durulmaması ve inanılmaz iş yoğunluğum nedenleriyle elim bir türlü gitmedi. Umarım özellikle bu konuları merak eden arkadaşlar bu yazıya erişim sağlayabilir, arada kaybolup gitmez. Birazdan yazacaklarımı yazarken kişisel siyasi görüşümü çok karıştırmadan, olmuşları ve olabilecekleri, akademik eğilim olarak post-modern bir akış açısı ile ele almaya çalışacağım. Tamamiyle sizin fikirlerinizi yansıtmayabileceği gibi, ben ne dersem doğrudur gibi bir tripte de olmadığımı bilin. Bunu tamamiyle kafa boşaltmak ve bu konulara ilgi duyanları teşvik etmek adına yazıyorum.
İlk yazıda bir erken seçim ihtimaline değinmiştim. Son dönemde bunu desteklediğini düşündüğümüz bir eylem gerçekleşti ve Erdoğan yeni bir "gönül seferberliği" başlatılmasını istedi (Link: https://www.hurriyet.com.tgundem/cumhurbaskani-erdogan-duyurdu-yarindan-tezi-yok-yeni-bir-gonul-seferberligi-baslatiyoruz-41524421 ). Bu her ne kadar erken seçim kapılarını aralıyor gibi görünse de henüz bunu söylemek için erken. Son yıllarda, başkanının bir siyasi partiye aşırı yakınlığını tasvip etmesem de, güvendiğim birkaç araştırma firmasından biri olan Avrasya Araştırma da Erdoğan'ın şu anki oy oranı ile baskın bir seçimde dahi kazanamayacağını tahmin ediyor (Twitterları: https://twitter.com/avrasyaanket ). Virüsü de dikkate alınca 2020 yılında bir erken seçim pek mümkün değil. Ben de Erdoğan'ın bu isteğini erken seçim olarak değil, küsen seçmenle barışmak ve bir nabız yoklamak olarak değerlendiriyorum
Ama... Bir ihtimal daha var; o da swap bulmak. Bildiğiniz üzere yakın dönemde bir dolar şoku yaşadık ve piyasayı izlediğim kadarıyla, birkaç haftadır süren sabit düşüşe rağmen ikinci yolda. Eğer Türkiye yakın bir zaman içinde, Katar'la olan fiyasko gibi değil, gerçek bir swap anlaşması bulursa, işte o zaman oy vermeye hazır olun. Peki swap bulunursa ne olur? (1) Hükümet, yıllardır sürdürdüğü dolar baskılama politikasına devam eder ve doları psikolojik sınırlarda tutmak için swapten elde ettiği parayı piyasaya yavaş yavaş salarak kısa vadeli bir rahatlama yaratır. (2) Borç vadelerindeki kaynak rahatlaması sayesinde, virüs sürecinde basılan paralar sosyal yardım olarak orta-alt gelirli AKP'lilere akar. Ancak ne rahatlama ne de yardımlar 2021'in 3. ayından sonrasını (ilk çeyrek) çıkaramayacağından, iktidar o aralıkta bir baskın erken seçim yapabilir. Çünkü swap olsun ya da olmasın -olmayacak gibi duruyor şu an- genel eğilime bakıldığında 2021 yılından sonra legal yollarla yapılacak herhangi bir seçimde Cumhur İttifakının iktidar olma şansı yok. Çünkü sosyo-ekonomik olarak bizim AKP seçmen kitlesini oluşturan muhafazakar halkımız, ekonomiye önem verse de görmediği paranın etkisini dikkate almıyor. Yani erişemediği ya da kullanmadığı teknolojik ürüne yapılan vergi zammı onu ilgilendirmiyor ya da girmediği sınavın ücretinin artmasını umursamıyor. Ama İstanbul seçimleri gösterdi ki artık ekonomik sıkıntılar onlar tarafından da hissedilmeye başlandı ve tepki gelişiyor. Muhafazakar liberal seçmen gözünde yeni kurulan DEVA ve GP de bu açıdan önemli bir görev üstlenebilir gibi duruyor. Ama dilerseniz bunu da ilerleyen bir gün konuşalım bu yazı daha da uzamasın çünkü zaten uzun olacak.
Erken ya da tam zamanında bir seçim oldu ve hükümet değişti diyelim; ekonomide bunu hemen olumlu şekilde hisseder miyiz? Bunun net bir evet-hayır cevabı yok ancak yüzdesel olarak konuşursak %20 evet, %80 hayır derim. Bunun nedenlerini de 4 başlıkta ele alalım; 1- Zayıf iç üretim 2- Uzun vadeli yap-işlet-devretler ve devredecek borçlar 3- Şu anki iktidarın ekonomi politikası 4- Yeni iktidardan beklenen devletçilik adımları. Zayıf yerel ve iç üretim ve ödeme garantili y-i-d'ler ile borçlara uzun uzun değinmenin pek lüzumu yok. Daha önce konuştuk. İç üretim için üretici desteklenmeli, ödeme garantili y-i-d'ler için usulsüzlük göstergeleri toplanarak iptal yolları aranmalı ve borçlar yeniden yapılandırılmalı. Bunlar için izlenecek yollar çok çeşitli ama hepimizin tahmin ettiği şeyler. Yeni ya da eski her iktidar zaten buna bir plan yapar. Tutar, tutmaz o ayrı. Asıl önemli olanlar 3 ve 4.
Şu anki iktidarın ekonomi politikası tamamen doları baskılamaya ve sermaye kontrolüne yönelik. Ne demek bu? Doların belirli dönemlerde fırlamalar yaşadığını biliyoruz. Hükümet 2007-08 dönemindeki ekonomik krizden bu yana piyasaya Merkez Bankasından ara ara dolar salarak zaten ani yükselişleri engellemeye çalışıyordu ancak bu en son başvurulan yöntemdi. 2010 referandumu sonrası atılan adımları takip eden yabancı sıcak ve uzun vadeli sermaye, otoriter bir yapının gelişiminden korkup parasını Türkiye dışına taşımaya başlayınca ise bu bir alışkanlık haline geldi. Hükümet belli bir süre doları baskılıyor mermisi bitince dolar fırlıyor, ardından yeni bulunan kaynak ile dolar küçük küçük yeniden baskılanıyor, o kaynak da suyunu çekince yine bir şok, Merkez Bankası net rezervlerine başvuruluyor, küçük küçük geri çekilmeler yaşanıyor ve yeniden patlıyor... Bu artık Türkiye'deki dolar hareketinin genel profili haline gelmiş durumda (Bu linkten ya da herhangi başka bir siteden inceleyebilirsiniz: https://tr.tradingview.com/chart/?symbol=FX%3AUSDTRY ). Son dönemde de insanların aldığı dövizlerdeki kambiyo vergisinin arttırılması, yüksek yurt dışına döviz çıkışlı hareketlerin sorgulanması ve ithalat sınırları literatürde sermaye kontrolü dediğimiz şeyler zaten. Yani devlet içerideki döviz bazlı paranın hareketini kısıtlayarak yurt dışına çıkmasını engelleme niyetinde. Peki işe yarar mı? Hayır. Yatırımlar yastık altı olur, yabancı firmanın parasını yurt dışına çıkarması zaten suç değildir, başımız davalarla belaya girer ve üretmediğin ürünün ithalatını kısıtlamak ham madde ve ürün kıtlığına dayalı bir devalüasyona neden olur. Önünü alamazsınız. E koca iktidar bunu bilmiyor mu? Elbette biliyor ama kısa vadeli dolar düşüşleri ile swap umudunu diri tutup erken seçim patlatma hevesindeler. Her neyse, peki yeni hükümet ne yapacak? Bu konuda iç açıcı olamayacağım. Eğer 6 tl civarındaki dolar patlıyor, 7.27'yi görüyor ve ardından yeni direncini 6.75 civarlarında buluyorsa, zaten o doların reel değeri 7 liradır. Tüm baskılamalara rağmen 7.27'yi gören Türkiye örneğinde ise o doların değeri 8 belki de 9 lira civarındadır. Hatta bazı firmaların maliyet forecastlerini, maliyet forecasti gelecek dönemdeki üretimin toplam maliyetine dair tahminlemeler yapmak demek, 10 lira üzerinden yaptığı bile söyleniyor. Bu biraz kişisel kaynaklardan gelen bir bilgi olduğu için bunu pek açmayacağım. Yani eğer yeni gelen potansiyel bir iktidar bu ülkeyi gerçekten kurtarma hevesindeyse doların üzerindeki zoraki baskılamayı kaldırmak zorunda. Çünkü dolar baskılamaya harcanan para, doların yükselmesinden görülecek zarardan çok daha büyük, bunda hepimiz hemfikirizdir sanırım artık. Bu durumda da potansiyel yeni iktidarın ilk yılında doların muhtemelen hak ettiği değerlere 8, 9 belki -eğer hakikaten kasada bir şey kalmadıysa- 10 liralara çıktığını görebiliriz. Peki hiç mi düşmeyecek? Elbette düşecek, yeni gelen hükümetler her zaman yabancı yatırımcının hoşuna gider; hele bir de bu yeni iktidar hukuk, temel insan hakları gibi değerleri Türkiye için yeniden anlamlı hale getirebilir, insanları ülke içi para harcama konusunda cesaretlendirebilirse tadından yenmez. Yarın bir gün parasının içeride kalmayacağına güvenen, bu ülkede yaptığı anlaşmanın hukuksal bir karşılığı olduğunu düşünen ve hevesli bir iş gücü ve tüketici potansiyeli bulan her firma bu ülkeye yatırım yapmak ister. Hatta dolardaki yükseliş böyle bir tabloda fırsat bile olur. Buna hazırlıklı olun, ulan hükümeti değiştirdik dolar yükseldi diyip karamsarlığa düşmeyin.
Peki yeni gelen hükümetin ekonomik tutumu ne olmalı? Şimdi Türkiye'de yıllardır süregelen bir tartışma var; AKP liberal mi, değil mi? AKP'nin 2002-2006 yıları arasındaki eğilimi neo-liberaldir ve ekonomi açısından desteklenecek yönleri vardır. Ancak liberallik, sadece ekonomiyi özel sektöre devretmek demek değildir. Liberal tutumu olan bir devlet, bireyin özgürlüklerini de garanti altına almalıdır. Liberal ülkeler dediğimiz ülkelerde ön plana her şeyden önce rahat yaşam tarzı, insan hakları ve kişisel hürriyetler çıkar. Şu an ben komünistim, sosyalistim ya da şeriatçıyım, muhafazakarım diyen vatandaşlar fırsatları olsa Çin'e, Kore'ye ya da Suudi Arabistan'a İran'a değil Finlandiya, Norveç, Danimarka'ya gider. Ekonomiyi özel sektöre devreder ancak bireyi kısıtlarsanız, o birey tüketmez ve üretmez. Son 10 yıldır uygulanan sermaye kontrolleri ve yandaş ihaleleri de liberal değil, otoriter bir yönetim göstergesidir. Yandaşa verileceği kesin olan bir ihaleye kimse katılmaz, çünkü kime gideceği bellidir, görünürde liberal, uygulamada nepotik (kayırmacı) devletçiliktir. Öyleyse insanların tivit atmaya korktukları ve özellikle dini konularda baskı hissettikleri şu tabloda AKP'ye sadece özelleştirmeler üzerinden liberal demek mümkün değil. Fakat bizim ülkemizde özellikle solcu ve kısmen de milliyetçi dediğimiz iki kesim liberalliği ve kapitalizmi, sömürülme ya da özü kaybetme ile eş anlamlı gördüğünden liberalliği istememektedir. Bu nedenle liberalliği AKP'ye mal etmektedir, halbuki kendini gerçekten liberal olarak gören Cem Toker gibi insanlar AKP'lileri liberal değil argo "liboş" olarak tanımlamaktadır. Neyse... Olası bir seçimde benim gözümde en mantıklı aday halen Ekrem İmamoğlu -bu sizin için Mansur Yavaş ya da bir başkası olabilir, bu konuyu tartışmanın gereği yok-, ancak bir başkası olsa bile özellikle CHP'li ve İYİP'li seçmenin beklentisi daha devletçi bir ekonomik anlayış. Lakin bu anlayış ülkeyi daha içe kapanık, dış sermayenin yatırım yapacak alan bulamadığı ve şu anki torpil cennetinden daha kötü bir hale getirebilir. Salt devletçi, sosyalist ya da komünist bir ekonomi isterken şu örnekleri göz önüne alın;
- Muhalif görüşe sahip olduğu için devlette kadro bulamayan bir öğretmen özel okulda iş bulabilir. Sosyalist bir rejimde muhalif olma şansınız dahi elinizden alınır (Lenin ve gulagları vb.).
- Fiyat tekelinin devlette olmadığı, adil verginin uygulandığı bir sektörde fiyatlar rekabetten dolayı düşer, kampanyalara sık rastlanır.
- Devletin zorla vergi alınan televizyonu sadece iktidarı överken, Fox gibi kapitalist sermayeye bağlı kanallar tarafsız-muhalif yayın yapabilir.
- Sadece devletin iş imkanı sunduğu sektörlerde işçi hakları ve istihdam sayısı oldukça kötü durumdadır. Tekel'in özelleştirme öncesi halini hatırlayanlar olacaktır. Şu an ise mezun olan ve devlet tarafından istihdam edilen birey yüzdelerine göz atabilirsiniz.
- Devlet kadrolarına alımlarda mimleme ve nepotizm yaygındır. Türkiye canlı bir örnek.
- Devlet kaynaklarını her alana ayıramaz. Literatürde buna "fıstık ezmesini ekmeğe çok ince sürmek" deniyor, mantığını soran olursa anlatırım ( https://www.wsj.com/articles/SB116379821933826657 ). Kaynak kısıtlı, her alana yaymaya çalışınca hiçbirini düzgün yapamıyorsun, tadı olmuyor.
- Devlet keyfi yatırımlar yapabiliyor. Devlet başkanına saray, belli kurumlara ve derneklere hazineden bağışlar, örtülü ödenekler verilebiliyor. Denetleyebilecek pek organ kalmıyor.
- Üretim belirli ürünler çevresinde toplanıyor, bu da tüketime yansıyor. Sovyetler'deki patates muhabbeti de buradan geliyor.
- Türkiye gibi borcu olan ülkeler kaynağı yabancı yatırımcıdan buluyor. İhracattan ve turizmden gelen para olması için de en kötü ihtimalle özel sektörden iç yatırımcı gerekiyor. Sadece devletin otel açtığı bir ülkedeki yatak sayısı ile özel iç ve dış sermayenin maddi gücünü ve yatak sayısını bir hayal etmeyi deneyin ve karşılaştırın.
Aslında şu örneklere bakınca Türkiye'nin hali hazırda otoriter bir nepotik devletçi anlayışa sahip olduğunu görüyoruz. Ancak bazı muhalifler nedense al işte liberal ekonomi diyor. Ona bakarsanız Kuzey Kore de kendini demokratik bir cumhuriyet olarak tanımlıyor. Buralar biraz yerseniz söylemi ile açıklanacak cinsten. İyi de salt kapitalist-liberal bir ekonomi mükemmel midir de böyle konuşuyorum? Kat'iyetle değildir. Şu örneklere de bakalım;
- ABD'de sağlık hizmetleri sektörü tamamı ile özel. Parası olmayan tedavi şansı bulamıyor. Yardımlar herkese zamanında ulaşamayabiliyor.
-Özel sektör tamamen yandaşlardan oluşuyorsa, işe alımda ve fiyatta devletten farkı kalmıyor. Türkiye'deki bir şehirdeki elektrik hizmetlerinin genelde tek firmaya özelleştirilmesi bunu bir örneği, rekabet olmayınca fiyat keyfileşiyor.
- Bazı özel okullar öğrenciyi ve veliyi düdüklüyor.
- Devlet stratejik alanlardaki üretimlerini özel sektöre devrederek riske giriyor.
- Bizim gibi liberalliği maske olarak kullanan nepotik devletçi ülkelerde özel sektöre rant için doğaya ve insanlara zarar veriliyor.
Bu örnekler iki uç yaklaşım için de çoğaltılabilir. Öyleyse nispeten ekonomiden anlayan bir vatandaşın beklentisi PRAGMATİK bir devlet yönetimi olmalı. Devlet planlama teşkilatı yeniden kurularak yatırım kararları seçim yarışlarından ve iktidar değişikliklerinden bağımsız tutulmalı. Yabancı sermayeyi küstürmeyecek kadar özel sektörün hakkını koruyan, çalışan haklarını ve fiyatları denetleyebilecek kadar devletçi ve ülkenin doğal ve beşeri kaynaklarına zarar gelmeyecek şekilde özel sektör ile samimiyetini koparmış, profesyonel davranan bir anlayış olmadan bu bataktan çıkmamız mümkün görünmüyor. Seçmeninin istediğini değil, halkın çoğunluğunun yararına olanı yapabilen bir ekonomi yaklaşımından söz ediyorum. Burada kastım şu; bazı arkadaşlar oy verdikleri kişinin ya da partinin onun bütün fikirlerini tek kalemde kapsamasını ve şartlara göre asla değişmemesini bekliyor. Kişi kendisi bile devamlı aynı kişi olarak kalamazken bu beklenti çok absürt. Sağlam adımlar atacak şekilde planlı ancak duruma göre hareket edebilecek kadar esnek bir ekonomi olmadan şu anki konuştuklarımızı 10 yıl sonra yine konuşuruz. Beklentilerinizi ve aşırı radikal olduğunuz görüşlerinizi biraz kırpmanız bu ülkenin tahmin etmeyeceğiniz kadar hayrına olacaktır.
Sonuç olarak nedir peki? Biraz uzun olsa da ben önümüzdeki birkaç yılı teorik alana hakim bir ekonomi araştırmacısı bakış açısıyla böyle görüyorum. Yeni gelen bir iktidarın, -dövizi ekonominin temeline koyan ve bir ideoloji ışığında ekonomi yönetmeye çalışan anlayış değişebilirse- birinci dönemindeki ilk iki yılda kötüye giden bir grafik çizeceği ancak kalan yıllarında en azından şu anki ekonomik hasarı hafifletebileceği inancındayım. Ancak tam anlamı ile ekonomisi minimum çalkantıya sahip bir devlet halini almak için, doğru adımların atıldığı en az üç, belki beş dönem gerekecektir. Garantili özelleştirmeler ise ne yazık ki belki 10 hükümet görecek cinsten. Bunlar bize çok uzun zamanlar gibi gelse de tarih sahnesinde birkaç kısa andan ibaret olduğunu da unutmamak lazım. Yazıda bazı vurgulanan noktalar sizin görüşlerinizi yansıtmıyor olabilir. Ancak dediğim gibi radikal yönlerinizi baskılayarak bir de bu gözle bakmayı deneyin. Söz gelimi ben pragmatik liberal görüşe sahip bir insanım. Devletin insan için olduğuna ve özelleştirme yapılsa bile hayat başarısı anlamında dezavantajlı olan bir bireyin, ırkı, dini fark etmeksizin açıkta bırakılmaması gerektiğine inanıyorum. Bence devlet, sağlık dahil her alanda denetleyici kurum olarak kalmalı ve yatırım ve işletme haklarını özel sektöre vermeli. Sosyal güvenlik özelleşmeli, emekli maaşlarını devlet değil, bireyin hür iradesi ile seçtiği şirket ödemeli, devlet emeklilik yaşını net şekilde belirleyen ve ödemeleri denetleyen taraftan öteye geçmemeli. Tüm maaşlar brüt ödenmeli ve vatandaş vergisini kendisi, özel vergi dairelerinde, sistem gitti diyen ve 5'i bekleyen memura takılmadan yatırmalı. Bence işte o zaman vatandaş vergiyi denetlemek neymiş öğrenir, cebinden çıkan parayı görünce şimdiki gibi itibar diye gezmez ortalıkta. Bu örnekler benim ideallerim. Ancak devlet iyi denetleyemez de o karlar yurt dışına kaçırılır, özel sektör çalışanına hayvan gibi davranır, ülke isteyenin oteli için arazi yakabileceği bir alana dönerse diye bir korku da duymuyor değilim. Demek ki benim ideallerim Türkiye için en doğrusu olmayabilir ve muhtemelen sizinki de değil. Yine de benim belirttiğim kadar katı olmayan ve en azından sağlığı bile özelleştirme arayışına girmeyen, pragmatik bir sosyal liberalizm bu ülkenin ilacı olur diye düşünüyorum. Uzun bir yazı olduğu için özür dilerim. Katılmadığınız noktaları lütfen anlaşılır şekilde ve gerekçelendirerek yazın. Farazi söylemlerden kaçının. Kafanıza takılan açılmasını istediğiniz şeyler varsa belirtin. Görüşürüz.
submitted by bipobat to KGBTR [link] [comments]


2020.04.20 13:26 TheoricEngineer TİNDER,Hani Türk kızları siz bizi hak etmiyorsunuz, Biz egolu değiliz, tipe ve paraya önem vermeyiz diye alayı yalan aq.

TİNDE Ara ara kullanırım, Türkiye’de 4 yılda alamadığım like oranını konumu yurt dışı yapınca, 3 saat içinde aldım. Amerika, Filipinler, Kore, Macaristan, Rusya ve daha niceleri amk.
Bizim kızların ne kadar egoist, maddiyat düşkünü ve içinin boş olduğunu biliyordum, Tinder bardağı taşıran son damla oldu. Karı evlenecek adam arıyor. Biosuna dua yazmış aq.
Her şeyi geçin, bu ülkede kadınlar cenneti yaşıyor. Hiç bir ülkede bu kadar içi boş dişilere kıymet verilmez.
Evlenmek zaten erkeğe vurulan pranga amk. Her şeyi erkek halledecek. Neyse..
Bırak eşleşmeyi geçtim. Çok mütevazi sohbetler ettik. Türkiye’de, eşleşsen bile hanfendiler sırf ilgi kaşarlığı için cevap bile vermiyor.
45 yaşında teyzeler bile 185 boy Burak Özçivit bekliyor. Birisi biosuna yazmış, 65 yaşında bir beyefendi arıyorum diye. :) Ama şartı var evi barkı olacak. Buna, bizim iş yerindeki Rus kadınlar bile anlam veremedi amk.
Gelinlik fotoğrafları ile üye olandan tutunda, İnstagram adresini verip reklam yapanlar gırla amk. Adrese giriyorum kaşarın daha geçen hafta yaptığı sevgilisi ile fotoğrafları var. Bu nasıl bir ilgi kaşarlığı? Buradan 2 kişi ile buluştum. 155 boyu ile, 183 bana kısa diyen mi dersin. Altımdaki 2017 passatı beğenmeyen mi dersin. Bu kızlar pijama ile gelip, cebinde kuruş olmayanlar amk. ( Araba pederin )
Sahile gidicez, kaşar bikini almayı unutuyor. ( Nasıl olsa enayi alır )Yemek yiyorsun hesap gelmeden tuvalete kaçıyor. Yabancılara göre ekstra olarak, aşırı beleşçikik var bizim kızlarda aq. 18 yaş altı olan kızlara zaten diyecek söz yok. Bu arada tipsiz değilim. Ağzımda iyi laf yapar. Bizim kızların sorunu ne beyler? Yurt dışından gelen yabancı arkadaşlar bile anlam veremiyor mk.
Bu durum beni çok üzüyor. Hani her şey kalitesiz bu mk ülkesinde bari insan ilişkileri düzgün olsaydı aq. Yazım hataları varsa affedin.
submitted by TheoricEngineer to kopyamakarna [link] [comments]


2020.04.20 10:14 LegacyOfDepression TİNDER,Hani Türk kızları siz bizi hak etmiyorsunuz, Biz egolu değiliz, tipe ve paraya önem vermeyiz diye alayı yalan aq.

TİNDE Ara ara kullanırım, Türkiye’de 4 yılda alamadığım like oranını konumu yurt dışı yapınca, 3 saat içinde aldım. Amerika, Filipinler, Kore, Macaristan, Rusya ve daha niceleri amk.
Bizim kızların ne kadar egoist, maddiyat düşkünü ve içinin boş olduğunu biliyordum, Tinder bardağı taşıran son damla oldu. Karı evlenecek adam arıyor. Biosuna dua yazmış aq.
Her şeyi geçin, bu ülkede kadınlar cenneti yaşıyor. Hiç bir ülkede bu kadar içi boş dişilere kıymet verilmez.
Evlenmek zaten erkeğe vurulan pranga amk. Her şeyi erkek halledecek. Neyse..
Bırak eşleşmeyi geçtim. Çok mütevazi sohbetler ettik. Türkiye’de, eşleşsen bile hanfendiler sırf ilgi kaşarlığı için cevap bile vermiyor.
45 yaşında teyzeler bile 185 boy Burak Özçivit bekliyor. Birisi biosuna yazmış, 65 yaşında bir beyefendi arıyorum diye. :) Ama şartı var evi barkı olacak. Buna, bizim iş yerindeki Rus kadınlar bile anlam veremedi amk.
Gelinlik fotoğrafları ile üye olandan tutunda, İnstagram adresini verip reklam yapanlar gırla amk. Adrese giriyorum kaşarın daha geçen hafta yaptığı sevgilisi ile fotoğrafları var. Bu nasıl bir ilgi kaşarlığı? Buradan 2 kişi ile buluştum. 155 boyu ile, 183 bana kısa diyen mi dersin. Altımdaki 2017 passatı beğenmeyen mi dersin. Bu kızlar pijama ile gelip, cebinde kuruş olmayanlar amk. ( Araba pederin )
Sahile gidicez, kaşar bikini almayı unutuyor. ( Nasıl olsa enayi alır )Yemek yiyorsun hesap gelmeden tuvalete kaçıyor. Yabancılara göre ekstra olarak, aşırı beleşçikik var bizim kızlarda aq. 18 yaş altı olan kızlara zaten diyecek söz yok. Bu arada tipsiz değilim. Ağzımda iyi laf yapar. Bizim kızların sorunu ne beyler? Yurt dışından gelen yabancı arkadaşlar bile anlam veremiyor mk.
Bu durum beni çok üzüyor. Hani her şey kalitesiz bu mk ülkesinde bari insan ilişkileri düzgün olsaydı aq. Yazım hataları varsa affedin.
submitted by LegacyOfDepression to KGBTR [link] [comments]


2020.03.31 03:43 victorprut FETÖ'nün Hamiliğini Yapıp Korku Yönetimi Oluşturan Bir Diplomatın Hikayesi: Ersin Erçin

Abdullah Gül’ün en yakın adamlarından olan ve uzun süre danışmanlığını yapmış olan Ersin Erçin Dışişleri’nde bilinen bir isim. Hem özel hayatındaki çeşitli şayialar hem de görev yaptığı ülkelerde FETÖ ile olan sıkı bağları nedeniyle çokça eleştirilmiş birisi. İcraatıyla ilginç bir diplomat portresi çizen Ersin Erçin 2017 yılında Güney Kore’ye büyükelçi olarak atandıktan sonra ilk ve tek iş olarak ülkede hoşuna gitmeyen kim varsa onu terör örgütü üyesi olmakla suçlayıp devletin tüm imkanlarını ve mesaisinin tamamını kafasına göre terör örgütü listesi oluşturmaya harcamış birisidir. Ancak ülkede cirit atan ve Fetullah Gülen’e çok yakın olan örgüt imamlarıyla ilgili sessiz kalmayı tercih etmiştir. Garip bir şekilde, kırmızı bültenle aranan Sıtkı Baş ve Eşref Sağlam gibi isimlere dokunmayıp bunun haricinde işinde gücünde olan esnafı, sanatkarı ve hatta iş arayan gariban insanları bile terörist olarak yaftalayıp hayatlarını karartmaya adamış kendisini. Bunca garip ve kanun dışı hareketlerinin bir nedeni olmalıydı. Bu yüzden işin arka planını irdelemek bugün Türkiye’nin yurtdışında zayıflayan imajını anlamak için de yararlı olur.
Güney Kore’den önce Brezilya’da büyükelçilik görevini yaparken kurduğu çeşitli ilişkiler nedeniyle kafalarda soru işareti oluşturan Erçin, ülkede her zaman Gülencilerin destekçisi olmuş birisi. Bu sitede sitede Fetullah Gülen’in bugün sağ kolu olan Hamdullah Öztürk ile Fetullah’ın kitapları önünde sohbet ederken görülüyor. Bilirsiniz, hiçbir büyükelçi bu şekilde tarikatların ve tehlikeli olduğu bilinen yapılanmaların ayağına gidip böylesine samimi pozlar verecek riski almazlar. Diğer fotoğraflarda da Brezilya’nın FETÖ temsilcisi olan Mustafa Kapucu’yla samimi pozlarına şahit olduğumuz Erçin mesaisinin tamamını bu örgütün faaliyetlerini desteklemek için harcamıştır. Kendisinin katıldığı diğer örgüt çalışmaları ve yazışmaları da buradaki gibidir. Normal bir vatandaşın bu fotoğraflardan birinde bile yer alması halinde başına neler geleceğini az çok tahmin edebiliriz.
İşte böylesi garip bir arka plana sahip olan diplomatın bugün devletin imkanlarını gariban vatandaşların hayatını karartmak ve Türkiye’nin imajını durmadan kötüye götürmek için kullanmasının nedeni daha rahat anlaşılabilir. Hatta, Türkiye’nin Barış Pınarı Operasyonu sürecinde dünyaya daha düzgün imaj vermeye ihtiyacı olduğu bir dönemde bu kişi hiçbir faaliyette bulunmamış, operasyonun başlamasından iki hafta sonra G. Kore medyasına demeç vermeyi düşünebilmiştir. Zaten demeç verdiği günün bir gün öncesinde operasyon sonlanmıştı. İş işten geçmiş ama büyükelçi yabancı basına Türkiye’nin davasını anlatmayı yeni düşünebilmiş.
Ayrıca Güney Kore’nin Türk vatandaşlarını havalimanından geri gönderme süreci de bu kişi zamanında başlamış ve artık baş edilemez duruma gelmiştir. Bilindiği gibi son iki yıldır Türk vatandaşları Güney Kore’ye gidişte çok büyük zorluklar yaşıyor. Ama ilgilenen kimse yok. Büyükelçiliğin duyurularında da belirttiği gibi, Kore makamları Türk temsilciliğini artık muhatap bile almamaktadır. FETÖcülerin harıl harıl çalışarak Türkiye’ye yönelik olumsuz imaj faaliyetlerini Güney Kore medyasına işledikleri bir süreçte Ersin Erçin’in tek yaptığı şey, resepsiyonlarda şık kıyafetiyle pozlar vermek ve hoşuna gitmeyen vatandaşın hayatını karartmak için terörist listesi hazırlamak olmuştur. Bu konuda, ülkedeki esnafın karşılaştığı zarar büyüktür. Türk işletmecileri karşılaştığı kanuni zorluklar konusunda hiçbir destek alamamakta ve üstüne üstlük bu insanlar terörist olarak yaftalandığı için Türk temsilciliğinden de yardım görememekte. Ancak asıl FETÖcülerin cirit atması konusunda bu temsilciliğin yaptığı hiçbir şey yoktur. Kendilerine gelen ihbarları bile göz ardı ederek arka plandaki işbirliklerinin örtülmesi için uğraşmaktadırlar. Zaten 2014’te ülkedeki en büyük FETÖ işletmelerinden birisi olan Kervan Restoran da bizzat şimdiki büyükelçilik personelinin de katılımıyla açılmıştı. Hatta bazı personelin akrabaları da halihazırda bu işletmelerde çalışmaya devam ediyor. Nerede kaldı FETÖ’yle mücadele? Tabii ki lafta.
Bu kişinin büyükelçilik koltuğunda oturduğu dönemde yaşanan bir diğer ilginç hadise de FETÖ imamı Hakan Baltalı’nın elini kolunu sallayarak konsolosluk binasında gezip tozmasıdır. Örgütün Uzakdoğu imamı olup pasaport süresi bitince konsolosluğa başvuran Baltalı, malum durumlardan dolayı süre uzatımı yapamayacağını, sadece ülkeden çıkış kağıdı alabileceğini öğreniyor. Başka vatandaşlara kapısını kapatan konsolosluğun, iş örgüt imamına gelince yardımsever olması rezil bir durumdur. Benzer durum diğer pek çok ülkede de yaşanmıştır. Medyadan araştırılabilir. Buradan istediği kağıdı alıp Finlandiya’ya kaçan Baltalı, alay eder gibi uçuşunu İstanbul aktarmalı gerçekleştirmiştir.
Ersin Erçin’in resepsiyon taktiği de hayli ilginçtir. Devlet tapulu malıymış gibi hareket ederek, tüm Türk vatandaşlarına ait olan Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunu kapalı oturum şeklinde gerçekleştirmiştir. Yani, halkın vergisiyle, halka ait bayramın düzenlendiği resepsiyon sadece Erçin’in istediği kişilerin katılabileceği bir şekilde düzenlenmiştir. Son resepsiyonda ise katılımcıların kimlik göstermesi mecburi tutulmuştur. Erçin’e yakın olan PKK’lı ve FETÖ’cü kim varsa resepsiyona katılabilirken, sıradan vatandaş Cumhuriyet Bayramı’nda bu etkinliklerden uzak tutulmuştur. Vatandaş kavramı onun için yabancıdır. Oluşturduğu korku yönetiminde despotluğuna devam ederek büyükelçiliğin korku yuvası olmasını sağlamıştır. Şu anda bile koronavirüs nedeniyle sıkıntı çeken vatandaş bu kişinin korkusundan dolayı elçilikle irtibat sağlayamamaktadır. Kim bilir hasta olduğunu söyleyen kişiyi her zaman olduğu gibi Fetöcülükle suçlayıp hayatını karartacaktır.
Hayatı boyunca evlenmemiş olan Erçin, 2019 yılında görev yaptığı ülkede tercüman olarak yanında tuttuğu ve kendisinden 32 yaş küçük olan Müge Öcal ile birden dünya evine girme kararı aldı. FETÖ’nün Kervan Restoranı adlı işletmesinde de çalışmış olan Müge Öcal aniden first lady konumununa ulaşınca rahata eren bir kişi olarak dikkatleri üstüne çekti. Erçin döneminden önce büyükelçiliğin kapısını tercümanlık için defalarca çalan ancak her defasında geri çevrilen Öcal artık devletin imkanlarını rahatça kullanabileceği bir konuma erişmişti. Bir yıl öncesine kadar kapı kapı iş arayan bu kişi artık resepsiyondan resepsiyona koşturan, daha önceden kendisine ters gördüğü kişileri rica minnet ile terörist listesine aldıran bir kişi haline gelmişti.
Ne diyelim, devran döner ve herkes yaptığının karşılığını alır. Bu korku düzeni elbet bir gün biter. Beş on yıl sonra bu adamların nasıl anılacağını yine en iyi kendileri bilir.
submitted by victorprut to svihs [link] [comments]


2020.03.07 14:19 koredizileri En İyi Yorum Alan Kore Dizileri

En iyi yorumlarla desteklenmiş olan Kore dizileri için harika bir çalışma yapıldı. Yerli ve yabancı takipçilerin yorumlarına göre tam 30 Kore dizisi küçük detaylarla desteklendi. Üstelik bu sefer yorumlar ve incelemeler tamamen sizlere ait. Böylece seyir zevki yüksek olan bu yapımları izlerken muhteşem zaman gecireceksiniz. koredizileri.online
submitted by koredizileri to u/koredizileri [link] [comments]


2019.12.28 18:25 eradyom 4

Radyo Selam Diyarbakır
https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-selam-diyarbaki
Radyo Ses Ankara https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-ses-ankara/
Radyo Sufi Mistik https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-sufi-mistik/
Kral Tasavvuf Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/kral-tasavvuf-fm/
Yıldız Fm İzmir https://www.canliradyoyayinidinler.com/yildiz-fm-izmi
Umut Fm Niğde https://www.canliradyoyayinidinler.com/umut-fm-nigde/
Radyo Selam Malatya https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-selam-malatya/
Radyo Dilara Antalya https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-dilara-antalya/
İbadet Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/ibadet-fm/
Vav Radyo İstanbul https://www.canliradyoyayinidinler.com/vav-radyo-istanbul/
Sema Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/sema-fm/
Medine Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/medine-fm/
Kral Arabesk Star https://www.canliradyoyayinidinler.com/kral-arabesk-sta
Radyo Baby Joy https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-baby-joy/
Slow Karadeniz https://www.canliradyoyayinidinler.com/slow-karadeniz/
Rock Fm İstanbul https://www.canliradyoyayinidinler.com/rock-fm-istanbul/
Joy Türk Rock https://www.canliradyoyayinidinler.com/joy-turk-rock/
Powertürk Rock Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/powerturk-rock-fm/
Power Rocks Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/power-rocks-fm/
Taksim Rock Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/taksim-rock-fm/
Hard Rock Cafe İstanbul
https://www.canliradyoyayinidinler.com/hard-rock-cafe-istanbul/
Türk Rock Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/turk-rock-fm/
NR1 Rock https://www.canliradyoyayinidinler.com/number-one-rock/
Rockland Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/rockland-fm/
Radyo Cadillrock https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-cadillrock/
Kral Rock Türkçe Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/kral-rock-turkce-fm/
K-Rock Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/k-rock-fm/
Yön Rock Radyo https://www.canliradyoyayinidinler.com/yon-rock-radyo/
Rock Cafe Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/rock-cafe-fm/
Radyo Rock Zone https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-rock-zone/
İTÜ Rock Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/itu-rock-fm/
Pal Rock Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/pal-rock-fm/
Türk Rap Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/turk-rap-fm/
Taksim Fm Rap https://www.canliradyoyayinidinler.com/taksim-fm-rap/
Radyo Türk Rap https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-turk-rap/
Power Hiphop https://www.canliradyoyayinidinler.com/power-hiphop/
Kral Rap Radyosu https://www.canliradyoyayinidinler.com/kral-rap-radyosu/
K-Rap Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/k-rap-fm/
Radyo Rap Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-rap-fm/
Radyo Canki Rap https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-canki-rap/
Pal R&B Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/pal-rb-fm/
Power Jazz Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/power-jazz-fm/
Joy Jazz Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/joy-jazz-fm/
Radyo Jazzland https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-jazzland/
Radyo Jazzbar https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-jazzba
K-Jazz Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/k-jazz-fm/
Radio Net Live Ordu https://www.canliradyoyayinidinler.com/radio-net-live-ordu/
Radio Net Arabesk Ordu
https://www.canliradyoyayinidinler.com/radio-net-arabesk-ordu/
Radio Net Dance Ordu https://www.canliradyoyayinidinler.com/radio-net-dance-ordu/
Radyo Ti Samsun https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-ti-samsun/
Tempo Radyo Söke https://www.canliradyoyayinidinler.com/tempo-radyo-soke/
Radyo Gabile https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-gabile/
Radyo 264 https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-264/
Reklamsız Yabancı Radyo https://www.canliradyoyayinidinler.com/reklamsiz-yabanci/
Reklamsız Arabesk https://www.canliradyoyayinidinler.com/reklamsiz-arabesk/
Zurna Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/zurna-fm/
Ulusal Radyo https://www.canliradyoyayinidinler.com/ulusal-radyo/
Dim Radyo https://www.canliradyoyayinidinler.com/dim-radyo/
Radyoksit Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyoksit-fm/
Radyo Cazz https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-cazz/
İTÜ Jazz/Blues https://www.canliradyoyayinidinler.com/itu-jazz-blues/
TRT Radyo 3 https://www.canliradyoyayinidinler.com/trt-radyo-3/
Soul Radio Antalya https://www.canliradyoyayinidinler.com/soul-radio-antalya/
Kent Fm İstanbul https://www.canliradyoyayinidinler.com/kent-fm-istanbul/
Pal Nostalji Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/pal-nostalji-fm/
Powertürk Efsane https://www.canliradyoyayinidinler.com/powerturk-efsane/
Doksanlar Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/doksanlar-fm/
Radyo Doksanlar https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-doksanla
Dijibox 90’Lar Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/dijibox-90lar-fm/
Radyo 90 https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-90/
Kral 90lar https://www.canliradyoyayinidinler.com/kral-90la
Kral 45lik https://www.canliradyoyayinidinler.com/kral-45lik/
Radyo 45lik İstanbul https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-45lik-istanbul/
Altın Şarkılar Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/altin-sarkilar-fm/
Pal Legend Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/pal-legend-fm/
Radyo Mazi https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-mazi/
Retro Türk https://www.canliradyoyayinidinler.com/retro-turk/
Power XL https://www.canliradyoyayinidinler.com/power-xl/
Dijibox 80ler Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/dijibox-80ler-fm/
80Ler Gold https://www.canliradyoyayinidinler.com/80ler-gold/
Kral K-Nostalgie https://www.canliradyoyayinidinler.com/kral-k-nostalgie/
Radyo Naif https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-naif/
Radyo Goldies https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-goldies/
Kral K-Gramafon https://www.canliradyoyayinidinler.com/kral-k-gramafon/
Radyo Sarı Tramvay https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-sari-tramvay/
Radyo MC Retro https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-mc-retro/
Radyo Voyage https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-voyage/
Açık Radyo İstanbul https://www.canliradyoyayinidinler.com/acik-radyo-istanbul/
Borusan Klasik Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/borusan-klasik-fm/
Power Classic Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/power-classic-fm/
Home Klasik https://www.canliradyoyayinidinler.com/home-klasik/
Radyo Maestro https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-maestro/
Radyo Zenland https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-zenland/
Radyo Classicland https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-classicland/
Kral K-Classic https://www.canliradyoyayinidinler.com/kral-k-classic/
TRT Vot West https://www.canliradyoyayinidinler.com/trt-vot-west/
Radyo Zen https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-zen/
Radyo Klasik Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-klasik-fm/
Relax Home https://www.canliradyoyayinidinler.com/relax-home/
Radyo 24 Arabesk https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-24-arabesk/
İTÜ Klasik Radyosu https://www.canliradyoyayinidinler.com/itu-klasik-radyosu/
Radyo Veco Studio https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-veco-studio/
Lounge Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/lounge-fm/
NR1 Lounge Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/number-one-lounge-fm/
Radyo Easyland https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-easyland/
Radyo Lounge https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-lounge/
Max Lounge Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/max-lounge-fm/
Pal Lounge Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/pal-lounge-fm/
Metro Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/metro-fm/
Power Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/power-fm/
Number1 Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/number1-fm/
Radyo Eksen https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-eksen/
Joy Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/joy-fm/
Virgin Radyo https://www.canliradyoyayinidinler.com/virgin-radyo/
Pal Station https://www.canliradyoyayinidinler.com/pal-station/
Pal Orient Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/pal-orient-fm/
Radio FG https://www.canliradyoyayinidinler.com/radio-fg/
Taksim Arabic Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/taksim-arabic-fm/
Power Minimix https://www.canliradyoyayinidinler.com/power-minimix/
Power Salsa https://www.canliradyoyayinidinler.com/power-salsa/
Power Dance Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/power-dance-fm/
Power İtaly Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/power-italy-fm/
Power Greece Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/power-greece-fm/
Kuşadası 105 Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/kusadasi-105-fm/
Radyo Pop Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-pop-fm/
Dinamo Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/dinamo-fm/
Radyo Zeplin https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-zeplin/
Juke Box Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/juke-box-fm/
Ultra Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/ultra-fm/
Radyo Budems https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-budems/
World Hits Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/world-hits-fm/
Power Gold Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/power-gold-fm/
Number1 Deep House https://www.canliradyoyayinidinler.com/number1-deep-house/
Radyo Sultan https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-sultan/
Radyo Houseland https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-houseland/
Radyo Danceland https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-danceland/
Radyo Greekland https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-greekland/
Radyo Driveland https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-driveland/
Radyo Kore Pop https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-kore-pop/
Radyo Hit Play https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-hit-play/
Latin Radyo https://www.canliradyoyayinidinler.com/latin-radyo/
Radyo Popland https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-popland/
Radyo Discoland https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-discoland/
Radyo Pizza https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-pizza/
Yön World Radyo https://www.canliradyoyayinidinler.com/yon-world-radyo/
Number1 Heart https://www.canliradyoyayinidinler.com/number1-heart/
Radio 5 https://www.canliradyoyayinidinler.com/radio-5/
Number1 Dance https://www.canliradyoyayinidinler.com/number1-dance/
Radyo Popcorn https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-popcorn/
Dream Radyo https://www.canliradyoyayinidinler.com/dream-radyo/
Radyo Komşu https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-komsu/
Number1 World https://www.canliradyoyayinidinler.com/number1-world/
Genç ve Fit Radyo https://www.canliradyoyayinidinler.com/genc-ve-fit-radyo/
Radyo Nonstop https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-nonstop/
Sound Track Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/sound-track-fm/
Radyo Hint https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-hint/
Radyo Kore https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-kore/
D&R Radyo https://www.canliradyoyayinidinler.com/dr-radyo/
Radyo Wow https://www.canliradyoyayinidinler.com/radyo-wow/
Pal Remix Fm https://www.canliradyoyayinidinler.com/pal-remix-fm/
submitted by eradyom to u/eradyom [link] [comments]


2019.11.19 12:45 fragmanlife Mesti Ask Filmi Oyunculari ve Vizyon Tarihi

Mesti Ask Filmi Oyunculari ve Vizyon Tarihi Yönetmenliğini Hasan Fethi’nin üstleneceği Mevlana’nın hayat hikayesinin anlatılacağı Mesti Aşk filmi için hazırlıklar sürüyor. Başrollerini İbrahim Çelikkol, Hande Erçel ve Bensu Soral’ın paylaştığı Mesti Aşk filmi 2020’nin şimdiden en çok merak edilen vizyon projelerinden biri oldu. Daha önce bir çok dizi de başrol oynayan ve şimdilerde Azize dizisi ile ekranlara gelmeye hazırlanan Hande Erçel’in ilk film projesi olacak.
Mesti Aşk Filmi Konusu Mesti Aşk filminde Mevlana’nın hikayesi çok farklı bir bakış açısı ise İranlı bir yönetmen tarafından anlatılacak. Mesti Aşk filminde bilinenden çok farklı bir Mevlana profili olacağı konuşuluyor.
Mesti Aşk Filmi Vizyon Tarihi Mesti Aşk Filmi 2020 de vizyonda olacak. Okuma provaları başlayan filmin çekimlerine ise kısa zaman içinde başlanacak ve 2019 kasım ayında tahmini olarak çekimler tamamlanmış olacak ve montaj çalışmalarına başlanacak.
Mesti Aşk Oyuncuları Bensu Soral Son olarak Organize İşler 2: Sazan Sarmalı filminde Yılmaz Erdoğan ile birlikte rol alan ve özellikle İçerde dizisinde hayat verdiği Melek karakterinden sonra büyük çıkış yakalayan Bensu Soral şimdide Mesti Aşk filminde baş rolde yer alacak. İlk olarak 2015 yılında yer aldığı Tatlı Küçük Yalancılar dizisi ile tanınan ve dizi de hayat verdiği Aslı karakteri ile çok sevilen Bensu Soral oyunculuğa ise 2012 de Yol Ayrımı dizisi ile başlamıştı. 2 Şubat 1991 de Yeşil Bursa’da doğan Bensu Soral 2019 yılı itibari ile 28 yaşının içindedir. r. Marmara Üniversitesi Grafik Bölümü mezunu olan Bensu Soral oyuncu Hande Soral’ın da kardeşidir. 1.63 boyu ve 55 kilo olan Bensu Soral güzelliği ile bir çok izleyiciyi kendine hayran bırakmaktadır.
Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar
Hande Erçel 24 Kasım 1993 doğumlu olan güzel oyuncu Hande Erçel 26 yaşındadır ve aslen Balıkesirlidir. 2019 da kasım ayında yayınlanacak Azize dizisinde Azize karakterine hayat vermek için hazırlanan Hande Erçel daha son dönemlerin en ünlü kadın başrol oyuncularından biri olmuştur. 2018 de Halka dizisi ile büyük çıkış yakalayan Erçel her ne kadar ününe ün katsa da yer aldığı projelerin hiç biri sezonu tamamlayamamıştır.
Mimar Sinan Üniversitesinde Güzel Sanatlar eğitimi alan Hande Erçel bir çok eleştirmen tarafından oyunculuğunun eleştirilmesi sonrası yurt dışında oyunculuk dersleri bile almıştır. Güzelliği ile lise döneminden itibaren dikkat çeken Hande Erçel Çılgın Dershane Üniversitede filmi ile kendini göstermiş ve yapımcıların radarına girmiştir. Hande Erçel’in en büyük çıkışı ise Güneşin Kızları dizisinde hayat verdiği Selin karakteri olmuştur. 2017 de Aşk Laftan Anlamaz isimli dizi de Burak Deniz ile partner olan Hande Erçel daha sonra Siyah İnci dizisinde Talgahan Sayışman ile yer almıştır. Murat Dalkılıç ile ilişkisi olduğu bilenen güzel oyucu Azize ve Mesti Aşk dizisi çekimlerini aynı zamanda gerçekleştirecektir.
İbrahim Çelikkol (İskender) 2019 da Evim dizisi ile izleyicisi karşısına çıkmaya hazırlanan İbrahim Çelikkol Mesti Aşk dizisinden gelen teklifi de reddetmedi ve iki projenin çekimlerini de aynı anda yürütmeye karar verdi. 1982 de Kocaeli doğan 37 yaşında ki İbrahim Çelikkol zamanın hızlı basketbolcularındandır. Basketbolda milli seviyeye ulaştıktan sonra mankenlik teklifi alan İbrahim Çelikkol bir dönem modellik yapmış ve bu dönemde yapımcıların dikkatinden kaçmamıştır. Uzun boyu ve kaslı fiziği ile aksiyon filmlerinin aranan ismi olan İbrahim Çelikkol Osman Sınav’ın kendisini keşfetmesi ile ünlü olmuştur. İlk olarak Pars Narkoterör isimli polisiye filmde yer alan ve çok beğenilen oyuncu daha sonra Merhamet dizisinde erkek başrol de yer alarak artık herkes tarafından tanınan bir oyuncu olmuştur. 2017 de Seddülbahir 32 Saat’te ve 2018 de Siyah Beyaz Aşk dizisinde yer alan İbrahim ÇELİKKOL son olarak Muhteşem İkili dizisinde yer almış ama dizisi tutmamıştır. Mihre Mutlu ile evlidir.
İskender devletine milletine ve geleneklerine bağlı bir komutandır. Hz. Mevlana ile tanıştıktan sonra İrfani aşk yolunda büyük çelişkiler yaşayan İskender, aslında en büyük savaşı kendi ile vermektedir.
Boran Kuzum (Alaeddin) 1 Ekim 1992 de Ankara doğumlu olan Boran Kuzum 27 yaşındadır. Vatanım Sensin’in dizisinin yıldızı Leon karakteri ile büyük çıkış yakalayan Boran Kuzum 0İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tiyatro bölümü mezunudur. ilk olarak 2015 de Analar ve Anneler dizisi ile ekranlara çıkan Boran Kuzum 2016’da ise Muhteşem Yüzyıl: Kösem dizisinde yer almıştır. 2017 de ise Cingöz Recai filminde yer almıştır. Boran Kuzum son olarak Şahin Tepesi dizisinde Efe karakteri ile yer almıştır.
Alaeddin Mevlana ve Şems’in kaderini belirleyen genç bir adamdır.
Burak Tozkoparan
1992’de İstanbul doğumlu olan yakışıklı oyuncu Burak Tozkoparan şuanda 27 yaşının içindedir. Vodafone Liseler Arası Müzik Yarışması ile dikkatleri üzerine çeken Burak Tozkoparan anınmıştır. Okan Üniversitesinde Sinema ve Televizyon eğitimi almıştır. Oyunculuğa başlamadan önce baterist olarak sanat icra etmiştir; ilk ekran deneyimini ise Paramparça dizi olmuş dizinin deneme çekimlerinde dizinin yönetmen ve yapımcısını kendisine hayran bırakmıştır. 2016 da Hesapta Aşk filmi ile ekranlara çıkan Burak Tozkoparan 2017 de Kırgın Çiçekler dizisinde hayat verdiği Ali karakteri ile tanındı. Son olarak Sesinde Aşk Var dizisinde Rüzgar karakteri ile yer almıştır.
Selma Ergeç
1 Kasım 1978 Almanya doğumlu olan Selma Ergeç 41 yaşının içindedir. Çok zeki bir kız olan Selma Ergeç Tıp okurken model olmak için eğitime ara vermiş ve manken ve dizi oyuncusu olmaya karar vermiştir. Asi dizisinde Defne karakterine hayat vermiştir. Son olarak Muhteşem Yüzyıl dizisinde Hatice Sultan’a ve Gönül İşleri Saadet karakterine hayat vermiştir. Selma Ergeç son olarak Yaşamayanlar isimli internet dizisinde Karmen karakteri ile yer almıştır.
Parsa Pirouzfar
Parsa Pirouzfar 13 Eylül 1972 İran Tahran doğumludur. 47 yaşında olan Parsa Pirouzfar Türk İran yapımı Aşk Sarhoşu filminde yer almıştır. Parsa Pirouzfar Aşk sarhoşu filminde Hande Erçel ile başrolde yer almıştır. Oyunculuk dersler vermekte ve tiyatro ile ilgilenmektedir. Aynı zamanda da ressamdır.
Shahab Hosseini
Shahab Hosseini İranlı bir aktördür. 1974 doğumludur ve 45 yaşındadır. İlk olarak radyolarda Dj olarak çalışan Shahab Hosseini psikoloji, eğitimini bırakmakmış ve oyunculuğa baş koymuştur.
Benzer Konular Trt 1 Kore Dizisi Hapishanedeki Çiçek Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri Trt 1 Kore Dizisi Hapishanedeki Çiçek Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri 18 Kasım 2019 Azize Asya Kimdir? Duygu Sarışın Kimdir? Kaç Yaşında? Azize Asya Kimdir? Duygu Sarışın Kimdir? Kaç Yaşında? 17 Kasım 2019 Kurşun Kerim Paşa Kimdir? (Ünal Silver) Kurşun Kerim Paşa Kimdir? (Ünal Silver) 15 Kasım 2019 İkimizin Yerine Yeni Ganga (Aasiya Kazi) Kimdir? Aasiya Kazi Nereli Kaç Yaşında İkimizin Yerine Yeni Ganga (Aasiya Kazi) Kimdir? Aasiya Kazi Nereli Kaç Yaşında 13 Kasım 2019 Can Borcum Dizisi Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri Can Borcum Dizisi Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri 9 Kasım 2019 Azadlık Saka Oyuncuları Kadrosu Azadlık Saka Oyuncuları Kadrosu 9 Kasım 2019 Yorum yaz Adınız Yorumunuzu buraya yazabilirsiniz. Bıçak Sırtı Dizisi Oyuncuları Karakterleri Kadrosu (Kanal 7 Swaragini)
Kanal 7 sonunda 2019 2020 yeni sezonunda yayınlayacağı yeni Hint dizisinin detaylarını paylaştı. Sev Yeter dizisinden sonra eski dizilerin tekrarı ile devam eden Kanal 7 yeni dizisi Bıçak Sırtı ile ekim ayında izleyicisi karşısına çıkacak. Hindistan’da Swaragini ismi ile Hindistan’da 2 Mart 2015 – 14 Aralık 2016 tarihleri arasında 30 dakikadan 469 bölüm yayınlanan Swaragini dizisi Türkiye’de 90 dakikadan toplamda 156 bölüm yayında olacak.
Bıçak Sırtı Dizisi Konusu
Bıçak Sırtı dizisinde Swara ve Ragini isimli iki kızın hikayesi anlatılacak. Swara ve Ragini bir birlerinden çok farklı iki kızdır. Swara modern ve hayat dolu bir kızdır şarkı söylemeyi çok sever; Ragini ise Swara’nın tam tersi oldukça içine kapanık ve geleneklerine aşırı bağlı bir kızdır. Swara ve Ragini çok iyi anlaşan iki iyi arkadaş olsalar da aileleri bir birlerini hiç sevmezler ve her fırsatta kavga ederler. İlerleyen bölümlerde bu kavganın nedeni de anlaşılır Swara’nın annesi ile Ragini’nin babası gençliklerinde bir birlerine deliler gibi aşıklarmış ama kavuşamamışlar. Diğer taraftan iki kız olur da bir erkek olmaz mı? Lakşiya bu iki kızın sevdiği yakışıklı adam. Lakşiya Swara ve Ragini arasında kalacak ve seçim yapmakta zorlanacak. İşte bu üçlü arasında ki aşk Bıçak Sırtı dizisinin konusu oluşturacak. Hint dizisi olur da aşk, ihtiras entrika olmaz mı? Hepsi fazla fazla var.
Bıçak Sırtı Oyuncuları Helly Shah (Swara Sanskaar Maheshwari) Helly Shah 7 ocak 1996 Hindistan doğumludur. 14 yaşında ekranlara çıkmaya başlayan Helly Shah Alaxmi ve Gulaal gibi Hint dizilerinde çocuk oyuncu olarak yer alsa da asıl tanındığı dizi ilk defa baş rolü paylaştığı Swaragini dizisi oldu. Üç yıldır Devanshi isimli Hint dizisinde kadın başrol oyuncusu olarak yer almaya devam etmektedir.
Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar
Swara Lakşiya’ya aşık hayat dolu cıvıl cıvıl bir kızdır. Rahat bir ailede yetişen Swara geleneklerini çok takmaz. O daha çok şarkı söylemeyi eğlenmeyi ve aşık olmayı sever. Açık fikirli bir kız olan Swara aynı zamanda çok da duygusaldır.
Tejaswi Prakash Wayangankar (Ragini Lakshya Maheshwari) Tejaswi Prakash Wayangankar 10 haziran 1992 Arabistan doğumludur. Eğitimini müzik üzerine almasına rağmen güzelliği ile dizi yapımcılarının dikkatini çekince dizi oyuncusu olmaya karar verdi. 163 cm boyu olan güzel oyuncu 55 kg’dır. En çok tanındığı dizi ise ilk kez başrol olarak yer aldığı Swaragini dizisi olmuştur.
Ragini geleneklerine çok bağlı içine çık kapanık bir kızdır. İçine kapanık olduğu için aklında çok fazla aşk yoktur ama mahallede Lakşiya isimli genci görmesi ile onunda kalbine aşk ateşi düşer. Marwar’lı bir kız olan Ragini maruz kaldığı entrikalara rağmen iyi niyetini korumayı başaracak kadar da saftır.
Ragini zengin bir velet olan Lakşiya’ya aşkını itiraf eder ama Lakşiya onu rezil eder. Lakşiya da Ragini’nin kız kardeşim dediği Swara’ya aşıktır.
Namish Taneja (Lakshya Durga Prasad Maheshwari) Namish Taneja 11 Eylül 1994 Hindistan doğumludur ve 25 yaşındadır. Şans eseri Delihi’den Mumbai’ye geldiğinde bir film seti ile karşılaşan Namish Taneja seçmelere katılınca ünlü olmayı başarmıştır. Ekk Nayi Pehchaan isimli ünlü Hint dizisi ile oyunculuğa başlayan Namish Taneja Swaragini dizisi ile hem Hindistan’da hemde Dünyada tanınan bir yetenek haline gelmiştir. 175 cm ve 70 Kg’dır.
Laksiya yakışıklı ve hayat dolu bir gençtir. Zengin bir şımarık çocuğudur ama ailesinde her şeyin bir kuralı vardır. İki farklı yüzü vardır biri ailesinin yanında biri de dışarıda. Aslında ne evini ne de dikdatör babasını seviyor. Sonunda babasına karşı gelir. Swara’yı seviyor ama Lakşiya’yı da Ragini seviyor.
Varun Kapoor (Sanskaar Ram Prasad Maheshwari) Varun Kapoor 1987 28 Ağustos doğumludur. 32 yaşında olan yakışıklı oyuncu Hindistan’ın Türkiye’de en çok tanınan başrol oyuncularından biridir. Türkiye’de en çok İki Yabancı isimli dizii ile tanınmıştır. Aslında mühendis kafasına sahip olmasına rağmen oyunculuk yetenekleri ile de çok dikkat çekmiş ve oyuncu olmaya karar vermiştir. Evli olan Varun Kapoor 2018 de Savitri Devi College and Hospital dizisinde de başrol oynamış ve dizisi Hindistan da çok izlenen bir doktor dizisi olmuştur.
Sanskar yakışıklı bir adamdır. Diziye sonradan dahil olacak ama entrikaların merkezinde yer alacaktır. Aslında çok kötü bir geçmişi var. Dini başka bir kız sevdi ailesi ya biz ya o kız dedi. Sasnkar kız arkadaşını seçti ve ailesinden atıldı. Sonra da eşi yani sevdiği kız kollarında öldü.
Nagesh Salwan (Durgaprasad Maheshwari) Lakşiya’nın babası marwari topluluğu başkanı. Kuralları olan sıkı bir adam. Gerçekleri öğrendiğinde evi terk edecek ama geri de dönecek.
Akanksha Chamola (Parineeta Maheshwari) Adarsh’nın karısı
Alka Kaushal (Parvati Gadodia) Alla Kaushal 2 Eylül 1969 Hindistan doğumludur. 50 yaşındaki tecrübeli oyuncu çok sayıda dizi ve filmde rol almıştır. Biz onu Kanal 7 de yayınlanan Zor Sevda dizisinden tanıyoruz. Oyunculuğun yanı sıra yapımcı olarak da görev almıştır. Alka Kaushal tv yapımcısı ve yönetmeni Ravi Kaushal ile evlidir.
Şhekar’ın annesi. Dini duyguları güçlü bir kadın. Shekhar ve Sharmishta’nın düğüne karşı çıktı ve onu durdurmak için her şeyi yaptı ama başarısız oldu. Her dizide bir fitne olur ya! İşte fitnenin başı bu kadın. Ragini ondan çok korkmaktadır. Dadima olarak da atlandırılmaktadır.
Sachin Tyagi (Shekhar Gadodia) Oyuncu ve aynı zamanda şarkıcıdır. Orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak Hindistan’ın Merut kentinde dünyaya gelmiştir. Onu ünlü yapan dizi 2015 yılında yayınlanan Swaragini dizisi olmuştur. Sachin burada Şekar rolünü oynamıştır. Sachin evlidir.
Swara ve Ragini’nin babası. sakin bir adam. gençken Sharmishta’yı sevdi, ancak farklı dinlerde olduğu için Sharmishta ailesi tarafından kabul edilmedi. Cesaret edemedi ve sevgisinden vazgeçerek Ragini’nin gençken öldüğü annesinin annesi ile evlendi. Swara’nın gerçek kızı olduğundan habersiz. Ancak Sumi gerçeği söylediğinde Swara babasının Şekar olduğunu öğrenecek. Swara Şekar ile Sumi’yi bir araya getirmek isteyecek ancak Dadima buna engel olacak. Söylediği yalanlara Ragini inanacak.
Tanima Sen (Shobha Bose) Sharmishtha’nın annesi. Shekhar-Sharmishta’nın evliliğini tam bir yürekle kabul etti ve Swini gibi Ragini’yi seviyor. Parvati’yi genelde o kontrol eder. Gerçekçi bir insan, Swara’nın büyükannesi.
Parineeta Borthakur (Sharmishtha Gadodia) Swara’nın annesi ve Ragini’nin üvey annesi. Annesi ve kızının etrafında hayatı geçen bir kadın. Gençken Shekhar i aşıktı ve onunla yattı ve Swara’ya hamile kaldı.Shekhar’ın ailesi karşı çıkınca ilişkileri yarım kaldı Hala Shekhar’a karşı hisleri var. Dizide Sumi olarak biliniyor.
Shalini Kapoor Sagar (Annapurna Maheshwari) Durgaprasad ve Lakshya’nın annesi. Çok tatlı bir kadın. Kocasına karşı gelemediği için çok acı çekmeye mahkum bir anne. Oğulları ve kocası arasında kalır.
Abhijit Lahiri(Deendayal Gadodia) Şekar’ın babası
Amar Sharma (Ram Prasad Maheshwari) Amar Sharma 1980 doğumludur ve 39 yaşındadır. İkimizin Yerine dizisinde de oynamıştır.
Durgaprasad’ın küçük kardeşi.
Tarun Singh (Adarsh Durga Prasad Maheshwari) Durga Prasad’ın büyük oğlu
Soni Singh (Urvashi Maasi) 1984 Mumbai doğumludur 35 yaşının içindedir. Ünlü bir Hint televizyon oyuncusudur.
Swara’dan ve annesi Sharmishta’dan nefret eder Ragini’nin annesinin hayatını mahvettiğini düşünüyor. Her fırsatta Swara’ya karşı planlar ve planlar yapar.
Roop Durgapal(Kavya Malhotra) Roop Durgapal İkimizin Yerine dizisinde de oyuncu olarak yer almıştır. Hindistan Mumbai doğumludur. 15 Ekim 1988 de doğmuştur ve 31 yaşındadır 160 cm boyundadır.
Lakshya’nın eski sevgilisidir. Kavya ile Ragini’den intikam almak için evlendi.
Nikita Sharma (Kavita) Kavita, Sanskaar’ın uzun süredir komada olan eski sevgilisidir. İyileştiğinde Sanskaar’ın Swara’yı sevmeye başladığını gördüğünde geri çekilir.
Bıçak Sırtı Tanıtım Fragmanı Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.06.11 16:40 fragmanlife Trt1 Kralin Kizi Dizisi Oyunculari Kimdir Bilgileri Konusu

Trt1 Kralin Kizi Dizisi Oyunculari Kimdir Bilgileri Konusu Trt1 Kralın Kızı Dizisi Konusu Oyuncuları Kimdir Bilgileri… İmparatoriçe Ki dizisi Trt1 ekranlarında yayınlandığı süre içerisinde çok sevildi. Trt1’in sevilen dizisi maalesef pazartesi günü final yapıyor. Kore dizileri Trt1’in yüzünü güldürdü bu yüzden de İmparatoriçe Ki’nin ardından yeni bir Kore dizisi yayınlanacak. Yeni Kore yapımı dizinin Türkçe adı Kralın Kızı. Not: Kralın Kızı bitince yerine Işığın Prensesi dizisi başladı..
Işığın Prensesi Dizisi Oyuncuları Orijinal adı Soo Baek Hyang (King’s Daughter). Kralın kızı dizisinin oyuncularını bilgilerini sizlerle paylaşıyoruz. Kralın Kızı dizisi 15 ocak salı gününden itibaren saat 17:45’te Trt1 ekranlarında yayınlanmaya başlayacak. Kralın Kızı dizisi yönetmenliğini Lee Sang-Yeob ve Choi Joon- Bae üstleniyor. Kralın kızı dizisinde Güney Kore’nin ünlü oyuncuları yer alıyor. Bizim için yabancı olsalar bile onları dizi de gördükçe merak edebilirsiniz. Bu yüzden de oyuncuların bilgilerini sizlerle paylaşıyoruz.
Trt1 Kralın Kızı Dizisi Oyuncuları Kimdir
Kralın Kızı dizisi Güney Kore’de en güzel tarih konulu dizidir. Kralın Kızı dizisi 108 bölümden oluşuyor. Kralın Kızı dizisi oyuncuları; Seo Hyun-jin, Seo Woo ve Lee Jae-ryong . King’s Daughter Soo Baek Hyang Kore dizisi, TRT 1 tarafından Kralın Kızı adıyla yayınlanacak. Kralın Kızı dizisi Güney Kore de reyting rekorları kırdı. Trt1’de de dizi müzikleriyle konusuyla senaryosuyla gönüllere taht kuracaktır eminiz.
KRALIN KIZI DİZİSİ KONUSU NEDİR? Solnan annesi Chaehwa, üvey babası Kuchon ve kız kardeşi Solhi ile mutlu bir köy yaşamı sürmektedir. Bir gün köyünde ailesiyle saldırıya uğrarlar. Prens Jin-moo annesini öldürür. Babası ise bu saldırıda ağır yara alır. Solnan ve küçük kız kardeşi Solhi ile birlikte kaçmayı başarır. Küçük kardeş aslında ablasının kralın kızı olduğunu bilmektedir. Solnan bunu bilmeden yaşamını sürdürür. Solnan’ın kardeşi Solhi’nin gözü hep yükseklerdedir. Solnan’ın Kralın kızı olduğunu bilir ve onun yerine geçer. Saraya gider bu zamana kadar Kral Yung bile bir kızı olduğunu bilmemektedir.
Kral Yung kendi oğlu Myong ile eski kralın oğlu Jinmu’nun yerini onlar çocukken gizlice değiştirmiştir. Kralın Kızı dizisinde kendi kimliklerini bilmeyen prensler ve prensesler ve onların gerçekleri öğrenene kadar başlarından geçen olayları anlatmaktadır.
Kralın Kızı dizisi ilk bölümünde olanlar; General Yung Kuzey Wei ile savaş helindeyken sevgilisi Chaehwa ‘nın ondan bir bebek beklediğini öğrenir. Ancak bunu kimseye söyleyemezler çünkü bu ilişkiyi kimse bilmemektedir. Babası Baek Ga da saraya geri çağrılmayı beklerken kızına iyi bir evlilik yaptırmak ister. Kralın kızı dizisi romantik dram türünde.
KRALIN KIZI DİZİSİ OYUNCULARI BİLGİLERİ; Kralın Kızı Solnan Kimdir? Seo Hyun-jin… Seo Hyun-jin 1985 Güney Kore doğumludur. Hem oyuncu hem de şarkıcıdır. Dongduk Üniversitesi – Pratik Müzik Bölümünden mezun olmuştur. Hıristiyan’dır. SM Entertainment’in eski grubu M.I.L.K’in eski solistidir. 2001 yılında gruba girmiştir ve 2003 yılında grup dağılmıştır. Birçok dizi ve filmde rol alan güzel oyuncunun birçok ödülü vardır. Kralın Kızı Solnan hakkında yorum ve görüşlerinizi aşağı yorum kısmına bekliyoruz. Kralın Kızı Solnanın Oyunculuğunu nasıl buldunuz?
Kralın Kızı Solnan Kimdir Seo Hyun-jin
Solnan karakteri kimdir? Solnan Kral Yung’un kızıdır. Ancak bunu bilmemektedir. Annesi üvey babası ve kardeşi ile birlikte köyde yaşarken ailesi Prens Jimnu tarafından öldürülür. Kardeşi Solhi ise onun yerine geçerek prenses olmak ister. Bu sayede Veliaht Prens Myung ile tanışırlar ve birbirlerine aşık olurlar.
Kralın Kızı Solnan Kimdir Seo Hyun-jin
Kralın Kızı Solhi Kimdir? Seo Woo Bilgileri; 1985 Güney Kore doğumludur. Konkuk Unıversity mezunudur. Başarılı oyuncu genç ve güze oluşu ile de seyircileri kendisine hayran bırakıyor. Kralın Kızı Solhi dizide en aktif isimlerden birisi olacak..
Solhi Karakteri; Solhi Solnan’a ihanet eder. Onun kralın kızı olduğunu bile bile ablasına söylemez. Kendisi saraya gider ve kralın kızı olduğunu söyleyerek prenses olur. Bakalım bu yalanı ne zaman ortaya çıkacaktır? Kralın Kızı Solhi hakkında sizlerde yorumlarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz..
Kralın Kızı Dizisi Prens Myong Kimdir? Jo Hyun Jae Bilgileri; 1980 Güney Kore doğumludur. Myongji Üniversitesi, Dankook University’nden mezundur. Yakışıklı oyuncu birçok dizi filmde rol almıştır. Ünlü oyuncunun instagram hesabı Kralın Kızı Dizisi Prens Myong hakkında yorumlarınızı merakla bekliyoruz. Oyunculuk konusunda Kralın Kızında Prens Myongu nasıl buldunuz?
Prens Myong Kimdir? Ölen kralın oğludur. Ancak kral kendi oğlu ve ölen kralın oğluna zarar gelmemesi için ikisinin yerini değiştirir. Prenses Myong ülkesini her şeyin üzerinden tutar ve ülkesinin menfaati için çalışır. Solnan ile tanışınca ona aşık olur. Kralın Kızı dizisinde Prens Myong nasıl bir oyuncu beğendiniz mi yetenekli geldi mi size?
Kralın Kızı Prens Jimnu Kimdir? Jun Tae Soo Bilgileri; 1984 doğumlu olan oyuncu 21 Ocak 2018 yılında öldü. Başarılı oyuncunun genç yaşya ölmedi hayranlarını çok üzdü. Kralın Kızı dizisi Prens Jimnu Kimdir? Prens Jimnu kralın oğludur. Babası ona zarar gelmemesi için ölen kralın oğlu ile yerlerini değiştirir. Kralın Kızı Prens Jimnu hakkında sizlerde yorum ve görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz..
Kralın Kızı Dizisi Oyuncu Kadrosu: Kralın Kızı Dizisi Oyuncuları Kimler konusuna yukarıda cevap vermeye çalıştık,tüm oyuncuları yazamasak da kralın dizi oyuncularının bir çoğunluğu resimleri ile birlikte sizlere bulmaya çalıştık. Sizler de merak ettiğiniz oyuncular varsa lütfen aşağıdan bizlere sorabilirsiniz. Kralın Kızı Dizisi nerede çekiliyor: Kore yapımı olan Kralın Kızı dizisi orjinal yapma ile Kore’de çekildi ancak ülkemizde daha önce Kore ve Japon dizilerin çok sevilmesi nedeniyle çeviriler yaparak ülkemizde meraklılarına TRT1 ekranlarında sunulmaya devam ediyor.
Kralın Kızı Dizisi Şarkıları müzikleri: TRT 1 ekranlarında yayınlanacak olan Kralın Kızı dizisinde çalan şarkıları müzikleri bizlerden talep edebilirsiniz. sizlerden gelecek istekler doğrultusunda kralın kızı dizisinde çalan şarkıları müzikleri hatta jenerik fon müziklerini bile sizlere sayfada sunmaya çalışacağım Kralın Kızı dizisinin başında sonunda çalan şarkıları müzikleri Türkçe çevirileri ile birlikte sizlerle buluşturacağız. Kralın Kızı Dizisi tekrarları ne zaman hangi günler TRT 1’de yayınlanacak: 15 Ocak 1019 Salı günü 17.45 itibarıyla imparatoriçe ki yerine başlayacak olan Kralın Kızı dizisi tekrarları yeniden TRT ekranlarında sizlere özellikle sabah saatlerinde sunulacak. Her sabah 7 veya 7.20 arasında başlayacak olan Kralın Kızı dizisinin tekrar bölümleri ne TRT 1 ekranlarında takip edebilirsiniz.
Kralın Kızı dizisi oyuncuları kimlerKralın Kızı Dizisi kaç bölüm sürecek ne zaman final yapacak: Kralın Kızı dizisi orjinal bölümleri ile 108 bölüm olarak çekildiği ve Kore dizi saatleri kısa olduğu için 108 gün boyunca yayınlanan dizi ülkemizde 2 bölüm birleştirilerek yarı yarıya düşürülecek ve bizi 54 gün boyunca TRT ekranlarında devam edecek. Kralın Kızı Dizisi kaç bölüm sürecek ne zaman final yapacak sorusuna Kralın Kızı 54. bölümde final yapacak ve ekrana veda edecek diyoruz.
Kralın Kızı dizisi Hikayesi Konusu Özeti Nedir? Kral Yung’un gerçek kızı olduğunu bilmeden, annesi Chaehwa, üvey babası Kuchon ve kız kardeşi Solhi’yle mutlu bir köy yaşamı süren Solnan baş karakterimiz olarak çıkacak karşımıza. Ailenin kaybının ardından Solhi’nin yükselme hırsı girecek devreye ve Solnan’ın yerine geçip kendini Kral Yung’un kızı olarak tanıtacak. Bu arada General olduğu dönemde yaşadığı gizli aşk sonucu habersizce baba olan Kral Yung da masum olmadığını gösterecek bize. Zira kendi oğlu Myong ile eski kralın oğlu Jinmu’nun yerlerini onlar henüz çocukken gizlice değiştirmiş. Olaylar geliştikçe kimin ne olduğu da yavaş yavaş ortaya çıkacak sonuçta.Kralın Kızı dizisi Hikayesi Konusu Özeti
Sizlerde Kralın Kızı dizisi hakkında yorum ve görüşlerinizi lütfen aşağıya yazınız. İmparatoriçe ki dizisinden sonra başlayan Kralın Kızı dizisinden sonra hangi dizi başlayacak Hangi Kore dizisi TRT de ekrana gelecek şimdilik bilinmiyor ama bu konu hakkında bilgiler geldikçe sizlere sunacağız. Lütfen sizler de yeni dizi Kralın Kızı dizisi hakkında görüşlerinizi aşağıya yazın Şimdiden teşekkürler.
Kralın Kızı isimli Kore dizisi izlendi mi tutuldu mu reytingleri nasıl? TRT 1 ekranlarında 15 Ocak 2019 Salı günü başlayan Kralın Kızı isimli Kore dizisi izlendi mi tutuldu mu reytingleri nasıl kaç bölüm sürecek ne zaman final yapacak gibi sorulara bu sayfada cevap vermeye çalışacağız. Öncelikle ilk bölümüyle TRT ekranlarında imparatoriçe ki dizisinin yerine başlayan ve hafta içi her gün 17.45 de ekranlara gelen kralın kızı nasıl bir dizi izleyenler beğendi mi sevdi mi izleyici yorumları nasıl bu konu hakkında da sizlerden gelen yorumları ve görüşleri bu sayfada ziyaretçilerimizle paylaşmak istiyorum.Kralın Kızı tekrarı ne zaman hangi gün saat kaçta
Öncelikle Kore dizilerinin ülkemizde oldukça sevildiğini belirterek başlamak istiyorum. Daha önce Kanal 7 ekranlarında daha birçok Kore dizisi yayınlanmış ve oldukça ilgiyle izlenmiştir. Bu ilgiyi TRT 1’de hissetmiş olmalı ki önce imparatoriçe ki dizisini yayınladı ve beklentilerin üzerinde reytingler alarak tüm bölümlerini yayınlama fırsatı buldu. İmparatoriçe ki dizisi biter bitmez TRT 1 ekranlarında Kralın Kızı isimli yeni dizi başladı ve ilk bölümüyle 15 Ocak salı günü ekrana geldi.
TRT 1’de yeni başlayan Kralın Kızı Güney Kore dizilerinden birisi. Bu dizi neyi anlatıyor diye merak edenler için de kısaca bahsedelim Kralın Kızı dizisi dönemin Kralı Yungun gerçek kızı olduğunu bilmeden köyde annesiyle üvey babasıyla ve kız kardeşi ile birlikte yaşam süren solnanın hayat hikayesini anlatıyor. Solnan bir gün tüm ailesini kaybeder ve merak ederek kim olduğunu gerçek yaşantısını öğrenmeye başlar. Özellikle Kore dizisine hayran olan ve Kore dizilerini seven izleyicilerin beğenerek izleyeceklerini tahmin ettiğimiz Kralın Kızı 15 Ocak salı gününden itibaren her gün 17.45 de TRT1 ekranlarında izleyicileriyle buluşacak.
Kralın Kızı Kore dizisi reytingleri izlendi mi tutuldu muKralın Kızı dizisi izlendi mi tutuldu mu reytingleri nasıl beğenildi mi? Kralın Kızı isimli Kore dizisi izlendi mi tutuldu mu: Kralın Kızı Elbette ilk bölümüyle izleyenlerin dikkatini çekti de çok yüksek reytingleri kimse zaten beklemiyordu. Özellikle imparatoriçe ki dizisine alışkın olanlar yine bir Kore dizisi olan kralın Kızını da izlemeye devam etti aşağıda sizler için Kralın Kızı dizisinin reyting sonuçlarını detaylarıyla birlikte vermeye çalışacağız sizde Kralın Kızı dizisi tutuldu mu izlendi mi izleyenler beğendi mi bu konu hakkındaki yorumlarınızı aşağıya yazabilirsiniz.
Kralın Kızı reytingleri nasıl : Kralın Kızı dizisi TRT 1 ekranlarında izlendi mi nasıl bir reyting aldı AB ve Total reyting sonuçlarında nasıl bir etkisi var gibi merak edilen konuları burada sizler için detaylarıyla yazacağız. Kralın Kızı reyting sonuçları nasıl Total ve AB Kralın Kızı reytingleri hakkında detaylı bilgilendirme resmi sonuçlar geldikten sonra sizlere buradan sunulacaktır. Sizler de Kralın Kızı dizisinin reytingleri hakkında fikirleriniz aşağıya yazabilirsiniz.
Kralın Kızı kaç bölüm sürecek ne zaman final yapıp bitecek? Kralın Kızı kaç bölüm sürecek : Güney Kore dizisi olan Kralın Kızı orijinali Güney Kore’de 108 bölüm olarak yayınlanmış bir dizidir. ancak Güney Kore’de dizilerin süreleri oldukça kısa olduğu için ülkemizde 2 bölüm birleştirilerek bir bölüm halinde yayınlanıyor Bu nedenle Kralı dizisi 108 bölüm değil 54 bölüm olarak ülkemizde yayınlanacak ve TRT 1’de 54 bölüm devam edecek.Kralın Kızı kaç bölüm sürecek ne zaman final yapıp bitecek
Kralın Kızı ne zaman final yapacak: 15 Ocak 2019 Salı günü TRT 1 ekranlarında ilk bölümüyle ekrana Gelen kralın kızı dizisi 54 bölüm süreceğine göre yaklaşık olarak 3 ay gibi bir süre devam edeceğini öngörebiliriz. Yani 15 Ocak’ta başlayan Kralın Kızı dizisi yaklaşık olarak 15 Nisan 2019 gibi final yaparak ekrana veda edecektir. Ancak zaman zaman çeşitli olaylardan dolayı bölümler yayınlanmaya biliyor bu yüzden dizi bazen birkaç bölüm ertelenebiliyor bu gibi durumlar dizinin final tarihini değiştirebilir. Kralın Kızı final tarihi kesin olarak belli olduğunda sizlere ayrıca duyurulacaktır.
Kralın Kızı dizisinin tekrarları ne zaman saat kaçta hangi günler yayınlanacak bu konuda Trt1 de yayın akışında bir açıklama bulamadık. Kralın Kızı dizisinin tekrarları yayınlanırsa sizlere duyuracağız.. Kralın Kızı dizisi tekrarı ne zaman hangi gün saat kaçta: Sizler de Kralın Kızı dizisi ile ilgili yorum ve görüşlerinizi aşağıya yazabilir diziyi beğenip beğenmediğinizi dizi hakkındaki yorum ve görüşlerinizi Özgün şekilde bizimle paylaşabilirsiniz.
Kralın Kızı dizisinin şarkıları müzikleri çok merak ediliyordu. İşte Kralın Kızı dizisinde çalan şarkılar müzikler:
Not: Kralın Kızı bitince yerine Işığın Prensesi dizisi başladı..
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.17 20:30 fragmanlife Kalp Atisi Dizisi Hikayesi ve Oyunculari

Kalp Atisi Dizisi Hikayesi ve Oyunculari Dünya ne kadar berbat bir yer olsa da, iyilerin mutlaka kazanacağını kanıtlayan birileri her zaman vardır. Belki de O size hiç adil davranmayan kaderin sunduğu ilk ve tek şanstır. Henüz on sekiz yaşındaki lise öğrencisi Eylül (Öykü Karayel)’ün de kaderini değiştirecek o şansın adı Ali Asaf Denizoğlu (Gökhan Alkan)’dur. Hikayenin başladığı yer Ege’de bir kasabanın lisesi... İkilinin yollarının ayrılıp yıllar sonra tekrar kesiştikleri yer ise İstanbul’un en iyi hastanesinin çatısıdır!
"KEŞKE SANA YOL GÖSTERECEK BİR ÖĞRETMENİN OLSA"
Genç beyin cerrahı Eylül; hastane acilini basan bir grup zorbaya iyi bir dayak çekerken bize de yıllar önce başlayan hikayesini anlatır. Defalarca okul değiştirmiş, öğretmenlerin uğraşmak istemediği, asi bir genç kızdır o. Babası son kovulduğu okuldan onu alıp, canını acıtana kadar dövdüğünde dahi tek göz yaşı dökmez. Oysa ki o gün tüm hayatı değişecek, ona evini açan, Marmaris’te ufak bir pansiyon işleten babaannesinin duası bir mucizeyi getirecektir. “Keşke sana yol gösterecek iyi bir öğretmenin olsa” Olur da! Ali Asaf Denizoğlu , başarılı bir doktorken İstanbul’dan taşradaki bir okula öğretmen olarak neden geldiği bilinmez. Oysa o insanların hayatına bir kez dokunup her şeyi değiştirecek olağanüstü bir insandır. Bu yeteneği Eylül’ü de uçurumun kenarından kurtarıp, başarılı bir cerrah yapacaktır. Ancak Eylül’le arasındaki o özel duygunun çok geç farkına varır ve gitmesine izin verir. İki aşık -evet ne kadar inkar etse de Eylül de aşık olmuştur Ali Asaf’a- ayrılmış ve yıllar sonra iki doktor olarak tekrar karşılaşacaklardır. Hayata yenik başlayan, öfkesi dışında hiçbir şeyi olmayan bir kızın bir cerrah olarak hayata meydan okuma hikayesidir bu. Aynı zamanda ona bu cesareti verecek olan bir erkeğin! Elini tutan ve başarabilirsin diyen bir yol göstericinin. Hepimizin tüm kalbimizle hayatımızda olmasını istediğimiz o kişi Eylül gibi bizim de hayata olan umutlarımızı hep ayakta tutacaktır. Elbette aşkla beraber...
Yapımcılığını MF Yapım’ın üstlendiği Kalp Atışı dizisinde; Gökhan Alkan ve Öykü Karayel'e; Ali Burak Ceylan, Merve Çağıran, Hakan Gerçek, Tuğçe Kumral, Fatih Dönmez, Metin Coşkun, Devrim Atmaca, Hasan Şahintürk, Selahattin Paşalı, Başar Doğusoy, Burcu Türünz ve Serkan Tınmaz eşlik ediyor. Kore dizisi “Doctors” tan uyarlanan Kalp Atışı dizisinin yönetmenliğini Aytaç Çiçek yapıyor. Senaryoda ise Ebru Hacıoğlu ve Verda Pars gibi güçlü isimler yer alıyor.
Gökhan Alkan Kalp Atışı / Ali Asaf Denizoğlu (Gökhan Alkan) Yakışıklı, karizmatik. Hem beyin cerrahı, hem biyoloji hocası. Dünyayı aydınlatan gülümsemesiyle, huzur ve güven veren bir adam. Aşkın beynin tercihi olduğuna inanıyor. Eylül onun hiç beklemediği, daha önce hiç görmediği şekilde etkilendiği tek kız Onun gizli kalmış ürkek, kimsesiz, sevgisiz yanını görüp, bu ilgi ve sevgi açlığını gidermek için elinden geleni yapıyor. Pelesenk lafı; “Kim bilir...” Gökhan Alkan Kimdir, Kaç Yaşında? 8 Aralık 1987 tarihinde İstanbul’da doğdu. 1.88 boyunda, 85 kilo ve yay burcudur. Gökhan Alkan, Kocaeli Üniversitesi Otomotiv Teknolojileri Öğretmenliği Lisans ve Anadolu Üniversitesi Dış Ticaret - Pazarlama ön lisans bölümlerini bitirdi. Üniversite yıllarında tiyatro ve müzik üzerine çalışmalar yaptı.
Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nden oyunculuk eğitimi aldıktan sonra Müjdat Gezen Tiyatrosunda birçok oyunda rol aldı ve Türkiye turnelerine çıktı.
“Defnenin Bir Mevsimi” sinema filmi ve TRT Televizyon filmleri projesi kapsamında "Makas" adlı filmde başrol oyuncusu olarak çalıştı.
“Defnenin Bir Mevsimi" birçok festivalde ödülle taçlandırıldı ve son olarak 9. Montreal Türk Filmleri Şenliği’nde En İyi Film Ödülü’ne layık görüldü.
"Muhteşem Yüzyıl” dizisinde konuk oyuncu olarak rol aldı.
Show TV’de yayınlanan “Her şey Yolunda Merkez” dizisinde "Cem Karabey” karakterini canlandırdı.
“Gurbette Aşk” dizisinde başrol oyuncusu oldu.
"Kocamın Ailesi” adlı dizide oynadığı başrol ‘’ Tarık ‘’ karakteriyle çok sevildi.
“Seviyor Sevmiyor” adlı dizide canlandırdığı “Yiğit Balcı” karakteriyle başarısını kenetledi ve 2016 yılında Güney Kore’nin en prestijli ödülü olan APAN ( Asia Pasific Actors Network ) Drama Ödül töreninde Asya Pasifik özel ödülünün sahibi oldu.
Şan eğitimi alıyor. Düz yazı, şiir ve güfte çalışmaları yapıyor, Disiplinli yaşamayı tercih eden genç oyuncu, düzenli spor yapıyor ve sağlıklı besleniyor. Türkiye’yi ve Dünya’yı gezmekten, farklı kültürleri tanımaktan zevk alıp, bu şekilde ruhsal olarak beslenmeyi seviyor.
Öykü Karayel Kalp Atışı / Eylül Erdem (Öykü Karayel) Beyin Cerrahı... İşinde hep sonuca yönelik, yemeden, uyumadan, yorulmadan ne gerekiyorsa yapabilecek, işkolik bir karakter. Hayata ve problemlere bakışı hep orijinal, çözümleri hep yaratıcı. Hayata karşı öfkeli ve öfkesini hep yumruklarından çıkartıyor. Aşkın zayıf insanlara göre olduğunu düşünüyor.
Öykü Karayel Kimdir, Kaç Yaşında? 1990 doğumlu oyuncu Öykü Karayel, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu. Üniversitenin son yılında Tiyatro Krek’te, Berkun Oya’nın yazıp yönettiği ‘Güzel Şeyler Bizim Tarafta’ oyunundaki performansıyla başarılı bir çıkış yakalayarak Türkiye Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nden ve Sadri Alışık Sinema Tiyatro Ödülleri’nden ödülle döndü. Karayel, televizyon izleyicisinin karşısına ilk defa ‘Kuzey Güney’ dizisiyle çıktı. 2014 yılında Tiyatro İn tarafından sahnelenen ‘Katil Joe’ oyununda rol alan Karayel, 2015 yılında ‘Kara Para Aşk’, ardından da ‘Muhteşem Yüzyıl Kösem’in ilk sezonunda Dilruba karakteriyle yeniden televizyon izleyicileriyle buluştu.’, Zeki Demirkubuz imzalı ‘Bulantı’, sonrasında Savaşın insanların kaderleri üzerindeki etkilerini anlatan ‘Toz Pelin Esmer’in son filmi ‘İşe Yarar Bir Şey’ ile beyazperdede adından söz ettiren Karayel, Show TV’nin yeni dizisi ‘Kalp Atışı’nda genç beyin cerrahı Eylül karakterini canlandıracak.
Ali Burak Ceylan Kalp Atışı / Oğuz Dağçakrak (Ali Burak Ceylan) Hastanenin başarılı beyin cerrahı. Alanında Ali Asaf’ın en dişli rakibi. Yenilgiye asla tahammülü yok. Az kişiyle samimi olan, sadece kendisinden güçsüz; ezebileceği, kontrol edebileceği insanları yakınında tutan bir karakter. Eylül’ün dikbaşlılığı, ukalalığı ilgisini çekiyor. İlgilendiği kadının Ali Asaf’a yakın duruşu onu huzursuz ediyor, adama karşı hırslandırıyor. Ali Burak Ceylan Kimdir, Kaç Yaşında? Ali Burak Ceylan 26 Mayıs 1991 yılında İstanbulda doğdu.Ali Burak Ceylan 1.78 boyunda kumral mavi gözlü ve ikizler burcudur.
Küçükken akıllı ama bir okadarda yaramaz muzur bir çoçuktu.Sporun birçok braşını deneyimleyen Ali Burak Ceylan 14- 16 yaşında Demir sporda Başarılı bir güreşçiydi.geçirdiği rahatsızlık yüzünden Güreşi bıkratı ve hemena ardından binicilik sporuna başladı.Üniversiteyide atlar üzerine okumayı tercih etti ve KAÜ Atçılık ve Antrenörlüğü bölümünü bitirdi.Uzun yıllar dır at biniyor. Ve süreç içerisinde bir çok bedensel ve zihinsel engelli vatandaşamızın atla terapi ve reabilitasyon hizmetinde bulundu.
Ali Burak Ceylan ın bir abisi ve ablası var.Boş vakitlerinde abisinin salaş ve sade dizayn edilmiş restaurantını işletmek en büyük keyifleri arasında.
Spor yapmak,kitap okumak ve farklı kişiler tanımak Ali Burağın 3 kuralı.Gelecekte yaşlılılar ve yetim çoçuklar için diğerlerinden çok daha farklı merkezler açmak ve Kendisi içinde ,içinde atları olan bir çiftlik evi yapmak en büyük hayalleri.Farklı bir ülkede bir süre yaşamakta planları arasında.
Ali Burak Ceylan, Show TV nin yeni dizisi Kal Atışı nda , Hastanenin başaralı beyin cerrahı Oğuz Dağçakrak karakterine can verecek.
Hakan Gerçek Kalp Atışı / Doktor Sinan Tunç (Hakan Gerçek) Bahar’ın doktor babası... Kendisi gibi doktor olan babasının gölgesinde kalmış biri... Baba oğul hastanenin hissedarlarından. Ziyanur’un elinden yönetimi almak için her türlü hileyi yapmaya hazır, sahtekar. İstanbul’a taşınmak için kızını istemediği bir hayale sürüklemiş. Hatasını kolay kolay kabul etmeyen biri. Öfke kontrolü yapamıyor. Hakan Gerçek Kimdir, Kaç Yaşında? 5 Mart 1964 yılında Eskişehir'de doğdu. 1988’de Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. Bitirdiği bölümde 1988-1990 yılları arasında Müşfik Kenter'in asistanlığını yaptı. İstanbul Akademisi, Akademi Kenter, Tiyatro Gerçek Akademi, Aydın Üniversitesi ve Haliç Üniversitesi’ nde (halen) sahne dersleri verdi. Oyunculuğun yanı sıra seslendirme de yapan Hakan Gerçek, 1986 yılında "Nice Yıllar" adlı oyunla Kent Oyuncuları'na katıldı ve 1986 yılından 2009 yılına kadar aralıksız sahne üstünde yer aldı. 2009 yılında kendi tiyatrosu Tiyatro Gerçek'i kurdu ve halen devam etmektedir. Hakan Gerçek'in Oynadığı Film ve Diziler 2016 - Kış Güneşi (Yakup) (TV Dizisi) 2013 - İçimdeki Balık (Cengiz) (Sinema Filmi) 2013 - Meddah (Sinema Filmi) 2012 - Suskunlar (Damat) (TV Dizisi) 2012 - Derin Düşün-ce (Sinema Filmi) 2010 - Çakıl Taşları (Neşet) (TV Dizisi) 2009 - Melekler ve Kumarbazlar (Selami) (Sinema Filmi) 2009 - Ezel (Kandıralı Recep Parlak) (TV Dizisi) 2008 - Vali (Komiser Tahir) (Sinema Filmi) 2005 - Döngel Karhanesi (Semai) (Sinema Filmi) 2005 - Davetsiz Misafir (Polifonik Enis) (TV Dizisi) 2004 - Bir Dilim Aşk (Handi) (TV Dizisi) 2003 - Sevdim Seni Bir Kere (Avni) (TV Dizisi) 2002 - Beşik Kertmesi (Yaman Bey) (TV Dizisi) 2000 - Çarli İş Başında (Talat) (TV Dizisi) 1997 - Ruhsar (Müfit) (TV Dizisi) 1993 - Yaz Evi (Hakan) (TV Dizisi)
Hakan Gerçek'in Rol Aldığı Bazı Oyunlar Tiyatro Gerçek
Kenter Tiyatrosu
Hakan Gerçek'in Aldığı Ödüller - 19. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri : Seçici Kurul Özel Ödülü “Savunma” - 2014
Fatih Dönmez FATİH DÖNMEZ (KIVANÇ YILMAZ) Ferda’nın genç kocası; yakışıklı ve bakımlı bir adamdır. Karısına karşı kibar ve aşk doludur çünkü bu onun görevidir. Kıvanç daha rahat bir yaşama sahip olmaya çalışırken belki de hayatının en büyük dersini alacaktır. Fatih Dönmez Kimdir, Kaç Yaşında? Almanya'da doğdu.İlkokuldan itibaren oyunculuğa ilgi duydu. İlk ve orta öğrenimini Kuşadası 'nda tamamladı. Daha sonra Ankara Üniversitesi DTCF'de Latin Dili ve Edebiyatı okudu ama yarım bırakarak Akademi İstanbul Tiyatro Bölümünde oyunculuk okudu.2002 de Işıl Kasapoğlu ve akademiden arkadaşlarıyla birlikte Semaver Kumpanya'nın kuruluşunda görev aldı. Semaver Kumpanya 'da 12.Gece, Murtaza, Süleyman ve Öbürsüler, Fırtına, Chamaco, Nasreddin Hoca, Bir Varmış Hiç Yokmuş, Titus, Mem ile Zin gibi oyunlarda oynadı. Aynı zamanda televizyonda Yabancı Damat, Bu Kalp Seni Unutur mu,Ustura Kemal,Vazgeç Gönlüm, Bir Aşk Hikayesi, Adı Mutluluk,Güneşin Kızları, Poyraz Karayel, Yedi yüz, Kalp Atışı gibi dizilerde ve pek çok sinema filminde oynadı. 2014 te Tiyatrokare ekibine katıldı.Halen Leyla'nın Evi ve Fosforlu Müzikali'nde oynamaktadır. Evli ve bir kız çocuğu babası olan Fatih'in oyunculuk dışındaki en büyük tutkuları kitaplar, müzik, spor ve denizdir.
Merve Çağıran MERAL (MERVE ÇAĞIRAN) Güzel, alımlı ve hayata tutkuyla bağlı bir kadındır. Bu yüzden ölümden çok korkmaktadır. İstediği hayatı kısa yoldan elde etmek için, Kerem içeriye girdikten sonra Yakup’un ilgisini geri çevirmemiştir. Ailesiyle ev diye yaşadığı dört duvar ona dar gelmektedir. Meral güçlü ve zeki biridir. Yeri geldiğinde kadınlığını kullanmaktan da çekinmeyen biri. Hissettiği gerçek duyguları içinde yaşar. Kimseye sezdirmez.
Merve Çağıran Kimdir, Kaç Yaşında? 1992 yılında Balıkesir’de dünyaya gelen Merve Çağıran, çocukluğunu daha sonra taşındıkları İzmir’de geçirmiştir. 2011 yılında İstanbul’a taşınmış ve eğitimini 35.5 Sanat Merkezi’nden almıştır. İlk kez kamera karşısına ‘’Şefkattepe’’ dizisiyle çıkan Çağıran, ‘’Elde Var Hayat’’, ‘’Kaçak Gelinler’’ dizilerinde rol aldıktan sonra 2015 yılında ‘’Tatlı Küçük Yalancılar’’ ve 2016 yılında ‘’Aşk Laftan Anlamaz’’ projeleriyle dikkatleri üzerine çekmiştir. 2017 yılında Mert Baykal’ın yönetmenliğini üstlendiği ‘’Fi’’ dizisinde ve Yusuf Pirhasan ile Aytaç Çiçek’in yönetmenliğini paylaştığı ‘’Kalp Atışı’’ dizisinde yer almıştır. Çağıran, bu hızlı yükselişinden dolayı, 2018 ‘’Pantene Altın Kelebek Yıldızı Parlayanlar’’ ödülünü kazanmıştır. 2018 yılı bitmeden de, internet dizisi olan ‘’Bozkır’’ dizisinde yer almış ve Uluç Bayraktar’ın yönetmenliğini üstlendiği, başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ, Elçin Sangu, Alperen Duymaz, Melisa Aslı Pamuk ve İsmail Demirci’yle paylaştığı ‘’Çarpışma’’ dizisinde Meral karakterini canlandırmaktadır. İlk defa sinema kariyerine 2016 yılında başrollerini Serenay Sarıkaya ve Nejat İşler’le paylaştığı ‘’İkimizin Yerine’’ adlı filmle başlamıştır. 2018 yılında ‘’Kaybedenler Kulübü Yolda’’ filmindeki performansıyla kendisini bir kere daha kanıtlamıştır.
Merve Çağıran’ın Oynadığı Diziler 2018 Çarpışma – Uluç Bayraktar 2018 Bozkır – Bahadır İnce (İnternet Dizisi) 2017 Kalp Atışı – Yusuf Pirhasan, Aytaç Çiçek 2017 Fi – Mert Baykal (İnternet Dizisi) 2016 Aşk Laftan Anlamaz – Bahadır İnce, Müge Uğurlar 2015 Tatlı Küçük Yalancılar – Cem Karcı 2014 Kaçak Gelinler – Kerem Çakıroğlu 2011 Elde Var Hayat – Sadullah Şentürk 2010 Şefkattepe – Abdülkadir Ceylan Ede
Merve Çağıran’ın Oynadığı Filmler 2018 Kaybedenler Kulübü Yolda – Mehmet Ada Öztekin 2016 İkimizin Yerine – Umur Turagay
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


Kore Klip // Hoşuna mı Gidiyor? - YouTube Kore Klip 2020  En İyi Kore Kavga Sahnesi (Satisfya ... Kore şarkı - YouTube Kore gerilim dram türkçe dublaj - YouTube Kore Klip│3 BOYFRİENDS - YouTube Kore'de Yabancı Olmak  Kore'de Kapalı Yabancı Olmak - YouTube ASIAN CULTURE  Kore'de en çok izlenen yabancı film buymuş ... MiX Duygusal Kore Klip ~ Yarim ol dedim, Ölümüm ol demedim ...

Kore'de Yabancı Öğrencilerin Aylık Gideri Ne kadar? - Kore ...

  1. Kore Klip // Hoşuna mı Gidiyor? - YouTube
  2. Kore Klip 2020 En İyi Kore Kavga Sahnesi (Satisfya ...
  3. Kore şarkı - YouTube
  4. Kore gerilim dram türkçe dublaj - YouTube
  5. Kore Klip│3 BOYFRİENDS - YouTube
  6. Kore'de Yabancı Olmak Kore'de Kapalı Yabancı Olmak - YouTube
  7. ASIAN CULTURE Kore'de en çok izlenen yabancı film buymuş ...
  8. MiX Duygusal Kore Klip ~ Yarim ol dedim, Ölümüm ol demedim ...

DİZİ / DRAMA: 3 Boyfrıends web drama https://www.youtube.com/watch?v=gyzGnmclhX0&t=547s yeni web drama dizisidir türkçe çevirisi yok zaten 11 dklık 4 bölümü ... Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. Merhaba arkadaşlar.Öncelikle Kanalıma hepiniz Hoşgeldiniz. Bugünki videomda bir kore klibi paylaştım. Satisfya müziği ile beraber. Umarım Videolarımı Beğenip... 🎬Diziler/Dramas: 1.Bride Of The Water GOD 2.The K2 3.City Hunter 4.Cambrian Period 5.Goblin 6.A Korean Odyssey 7.The Great Seducer 8.The Heirs 9.The Producer... Bir adam, kalp hastası kızının hayatını kurtarmak için etik dışı bir eylemde bulunur. Üç yıl sonra yaptığı bu eylemin sonuçları yakasını bırakmaz. 2017 Güney... Uzakdoğu ülkelerinden beğendiğim videoları Türkçeye çevirerek youtube kanalımda paylaşıyorum. Youtube kanalımda sadece; Güney Kore, Kuzey Kore, Japonya, Çin,... Abone olun ve like atarsanız devamı gelcek ve gerksiz ikili de abone ol merhaba Cenan'la o kadar keyifli bir sohbetti ki, videonun süresini hesaba katmadan zaman akıp gitmiş. Fakat konuştuklarımız da o derece keyifli ve bilgilend...